In Flames – Whoracle

In Flames - Whoracle - Musiki Cemiyeti

In Flames – Whoracle Albüm İncelemesi | Sadece Melodik death metalin değil komple metal tarihinin en iyi albümlerinden birinin kritiğinden herkese merhabalar! Üniversite zamanlarımda sömestr tatilinin son günü İzmir’e gidecek olan otobüsümde dinlemek için bilgisayarımın başına oturmuş, 15 saatlik kocaman bir seyahati hangi albümlerle değerlendirsem diye kara kara düşünürken bulmuştum In Flames – Whoracle ‘ı. Okuduğum okulda akıllı telefon yasak olduğu için dandik bir mp3 satın almıştım ve içini ileri de hatırladığım zaman ”İyi ki de keşfetmişim” diyeceğim albümler ve şarkılar ile doldurmuştum. İnsanların 90lı yıllarda tecrübe ettiği mp3 çalar ve kaset olayını ben 2013 yılında resmen tekrar canlandırıyordum. 

Kaçak bir mp3 indirme sitesinde araştırmalarıma devam ederken tamamen tesadüf eseri The Jester Race albümündeki Lord Hypnos şarkısıyla karşılaşıp ”Off ne güzel girdi davulla öyle!” deyip direkt albümün kendisini mp3 çalara attıktan sonra cihazda bir albümlük daha yer olduğunu görünce ”Hadi şu Whoracle’ı da atayım bari” demiştim (İyi ki de demişim). 15 saat süren yolculuk esnasında bu iki albümü sabaha kadar dinleyip yolculuğun sonunda İzmir’e azılı bir In Flames hastası olarak inmiştim. Önüme gelen herkesi ”Bir dakika vaktiniz var mı size muhteşem bir şey dinletmek istiyorum” diyerek rahatsız edecek kadar bayılmıştım In Flames’e. 

Aradan 8 yıl geçti ve In Flames’i seven herkes gibi ben de bu iki albüme hala doyamadım ve doyacağımı da sanmıyorum. 2013 ve 2015 yılları arasında herhangi bir metal müzik topluluğunda ya da müzikle alakalı bir sitede bile zaman geçirmiyor iken ”The Jester Race mi yoksa Whoracle mi” sorusunu kendime soruyor, bulduğum bir kağıt parçasına şarkıları yazıp karşılaştırma yapıyordum; ”Hmm Whoracle Jotun ile iddialı başlıyor, The Jester Race de o vurucu giriş yok aslında” gibi düşünceler ile iki albümü horoz dövüştürür gibi kapıştırıyordum. Tabii sonrasında buna kendi içinde çok az kişinin karar verdiğini fark ettim.

Jotun

Ellerinde tüfekler, sırtlarında Black Sabbath ve Iron Maiden tişörtleri ile bir odanın içinde bekleyen yirmi tane azmanın içine bir anda dalıp ”Jotun 70lerde başlayan ve on binlerce grubun hala icra ettiği Metal müziğin en önemli ve en iyi ilk 10 şarkısından biridir” diyecek kadar çok seviyorum bu şarkıyı. Şurası şöyle şurası böyle diye övmenin yetersiz ve gereksiz kalacağı şarkılardan biri. 

In Flames – Whoracle

Şu an tam karşımdaki duvarda asılı duran ‘En sevdiğim 20 albüm’ temalı tabloma baktığım da tıpkı diğer albümler gibi Whoracle’ın da oldukça tane tane ve her bir saniyesi ayrı ayrı hatırlanacak şekilde kaydedildiği aklıma geliyor. Hemen altında yer alan Remedy Lane ve onun tam sol alt çaprazında yer alan Souls of Black albümü de aynı özelliğe sahip. Demek istediğim metalin hangi tarzını icra ederseniz edin eğer albümünüz de bahsettiğim tane tane olma ve akılda kalıcılık faktörü ön plana çıkarsa dinleyici de onu aynı düzeyde sevimli buluyor. Albümün parça listesini doğru şekilde hafızadan sıralamak, her şarkıyı baştan sona zihinden çalabilmek o kadar kolay ve zevkli ki bazen durduğum yerde beynime ”Hadi Jotundan girip her şarkının ilk 1 dakikasını çalalım’ demek istiyorum ve yapıyorum da. Bu manada Whoracle’ı sadece dinlemek değil, zihinden öylesine çalmak dahi çok keyifli. Tüm bu yönleriyle Whoracle’ın sadece bir müzik albümü değil aynı zamanda direkt hayatın kendisine dair muhteşem bir detay olduğunu söylemek istiyorum.

Şarkı listesini gözden geçirdiğimde albümdeki bütün şarkıların o kendilerine özgü ve birbirleri ile karşılaştırılamaz olma nitelikleri gözüme çarpıyor. Misal albümdeki favori şarkım olan The Hive’ın ilk verse bölümünden itibaren başlayan, ritim gitarı takip eden ve henüz benzerini hiç bir yerde duymadığım o epik solosu (ve çıkış solosu), Gyroscope’un nakaratlarında Anders’in ”Gyro—scope of time” diye haykırması, Jester Script Transfigured’in ortalarındaki akustik kısımda yer alan tersten kaydedilmiş akustik gitar solosu ve Worlds Within the Margin’in çift gitarlı introsu ile klavyesi. Özet olarak bu albümle alakalı her ayrıntı öylesine yüzeysel ki bunları farkettiğiniz ilk andan itibaren bu yüzeyselliğin aslında Whoracle’ın müzikal derinliği ile alakalı olduğunu düşünüyorsunuz. Biraz daha açıklayıcı olmam gerekirse albümün herhangi bir şarkısındaki rastgele bir saniye hoşunuza gittiğinde orayı sevmekten asla vazgeçmiyorsunuz.

Son olarak şunu da söylemeden geçmek istemiyorum: Müzik dinlemenin yeri ve zamanının olmadığını düşünenlerdenim ama böylesine klasikleri gerile gerile, keyfini çıkarmadan sadece üstünkörü dinleyip de ‘Abi Jotun var işte bi de Food for the Gods falan çok iyi’ diyen varsa ölmeden önce içmeyi sevdiği şeyi de yanına alıp hakkını veren bir ses sistemi veya kulaklıkla dinlesin. Zira hayat beklemez, Whoracle’ın ve başka klasiklerin tadının çıkarılmadığı her dinleme aktivitesi haneye günah olarak yazılır benden söylemesi.

100%
İnsanüstü

100 temel eser no :4

  • Albüm Notu

Yorum bırakın!

2 Yorumlar
  1. Mustafa özkan diyor

    Kesinlikle, hala dinlediğimde tüylerim diken diken olur, her parça ayrı bir boyuttan inmiş gibi gelir..

  2. Mehmet Emrah Konya diyor

    If Flames ile tanıştığım albümdür. Kaset olarak almıştım hatta. Bana soracak olursanız ben biraz daha Jester Race’ciyimdir. Fakat Whoracle’lın da yeri ayrıdır.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept

%d blogcu bunu beğendi: