Schizo albüm incelemesi | Bazı gruplar piyasaya sürdükleri ilk albümlerinde o kadar sağlam işlerle karşımıza çıkmışlardır ki, ilk albümlerinden sonra ne kadar kaliteli işler yapsalar bile hep o kült diye nitelendirdiğimiz albümler ile kıyaslanırlar. Bu kıyaslama ne yazık ki hem grubun imajına hem de çıkardıkları kaliteli albümlere gölge düşürür. İşte Annihilator o gruplardan biri. 1989’da çıkardıkları ilk albümleri Alice In Hell ve sonrasında gelen ikinci albümleri Never Neverland o kadar sağlam thrash albümleriydi ki grup 30 yıla aşkın süredir üretkenliklerine devam etmelerine rağmen hiçbir zaman o albümlerin gölgelerinden kurtulamadılar. Tabi bu duruma arada çıkardıkları, kendilerine yakışmayan düşük düzey albümlerinde katkısı olduğu aşikâr. Ama bugün inceleyeceğimiz albüm kesinlikle düşük düzey bir albüm değil çünkü bu incelemede karşınıza grubun eski albümlerine kafa tutabilen ve benim için modern thrashin en iyi örneklerinden biri olan 2005 tarihli Schizo Deluxe ile çıkıyorum…
Tanımayanlar için Annihilator…
Annihilator 1984’de yılında Jeff Waters tarafından Kanada’da kurulan thrash metal grubudur. Jeff Waters 36 yıl sonra bile grubun beyni, kalbi yani kısaca grubun her şeyi olarak müzik yapmaya devam etmektedir. Kendisi öyle bir arkadaş ki Annihilator albümlerinin bazılarının stüdyo kayıtlarında tüm enstrümanları tek başına çalıp aynı zamanda vokallerini de kendi yapıp piyasaya sürmüş. Hatta 2015’te vokalist Dave Padden gruptan ayrılınca “sikerim yapacağınız işi” deyip grubun vokallerini yeniden kendisi üstlenmiştir. Ama bildiğim kadarıyla kendisi birazcık megolaman ve çekilmez bir insan olacak ki Annihilator bu zamana kadar 40’tan fazla üye değişimi yaşamış. Jeff Waters’ı bu kadar anlatma nedenimin kendisinin psikopat iyi bir gitarist ve müzik insanı olduğunu anlamanız için arkadaşlar… Her ne kadar kendisi bazen piyasaya salakça ve anlamsız işler koysa bile benim için thrash metalin en önemli isimlerinden ve temsilcilerinden biridir. Peki Annihilator’ı ve Jeff Waters’ı diğer thrash metal gruplarından ayıran özellikleri neler… Annihilator diğer thrash metal gruplarına göre catchy şarkılar yapmayı seven bir grup. Catchy dediğimde sakın şarkıların basit veya sıradan olduğunu sanmayın. Catchy derken kasettiğim şey şarkıların çok rahat akılda kalması ve melodik olması. Ama bu catchy olma durumuyla beraber arka planda hayvani seviyelerde teknik enstrüman kullanımını da gözümüze sokmayı da seven bir grup Annihilator. Bu gerçekten tutturulması zor bir denge çünkü kontrolü kaybederseniz Metallica gibi pop grubu olarak anılmaya başlayabilirsiniz… Ama Annihilator bu dengeyi yaşadığı iniş çıkışlara rağmen korumaya başaran nadir gruplardan. O yüzden kesinlikle özel bir grup kendileri… 2005’te çıkardıkları inceleyeceğimiz albüm olan Schizo Deluxe ise King of the Kill’den sonra yani 1994’ten beri yaptıkları en iyi çıkış, hatta büyük ihtimal bundan sonra bir daha yakalamayacakları bir zirve. İncelemeye başlamadan bile bu kadar övdüğüm albüme detaylı bakalım isterseniz…
Akıl hastalıklarının en sağlamı Schizo Deluxe…
Öncelikle albümün tarzından bahsetmek istiyorum. Annihilator normalde thrash metal sınırları içerisinden çok fazla çıkmayı seven bir grup değildir. Tabi 80’lerde çıkış yapmış her thrash grubunda olduğu gibi ballad yapmayı seven bir grup ama albümlerinde bulunan 1-2 ballad dolayısıyla thrash metalden saptıklarını söyleyemeyiz. Ama 2004’te vokal Dave Padden’in grubu dahil olmasıyla beraber grup belirgin bir şekilde tarzına groove metal eklentilerinde bulundu. Ve bu groove metal eklentilerinin en çok hissedildiği albüm kesinlikle Schizo Deluxe. Albüm, Annihilator’ın eski dönemlerinde kullandığı teknik thrash metal tarzını biraz daha modern groove metal eklentileri ile harmanlıyor. Genellikle groove metalden pek hoşlanmam ama Schizo Deluxe’de bazı şarkılarda groove ögeleri o kadar yüksek kalitede ki Pantera’yı bile amatör bir grupmuş gibi gösteriyor… (Linç) Dave Padden bu ögelerin bu kalitede olmasındaki en büyük etken. Kendisi hem karakteristik vokali ile hem de ritim gitarı ile albümü besleyen büyük unsurların ikisini tek başına oluşturuyor. Her ne kadar bazen kendisinin vokalinin gücünde düşmeler yaşansa da Dave Padden bu albümde her anlamda gerekeni yapmış. Özellikle Clare gibi aşırı melodik şarkılarda bile Dave Padden müthiş bir iş çıkarmış. Unutmayın ki bu kendisinin ikinci profesyonel albüm kaydı. Kariyerinin ikinci albüm kaydında Jeff Waters gibi bir insan azmanına kafa tutacak seviyede iş çıkarmak gerçekten kolay değil. Padden nadir olsa bile bazen vokallerinde küçük değişiklikler yaparak kuvvetli çığlıklar ve bağırışlar duymamıza neden oluyor (Warbird ve Drive’ın outrosu). Jeff Waters her zaman olduğu gibi shred uzmanlığını ve solo besteleme yeteneğini bu albümde de göstermiş. Neredeyse her şarkıda muhteşem sololar ve akla hayale sığmayacak riffler ile karşılıyor Jeff abimiz bizi. Zaten iyi ya da kötü her Annihilator albümünde karşılaştığımız, alışık olduğumuz bir durum bu. Bu albümü diğerlerine göre öne çıkaran diğer unsurlardan biri ise kesinlikle geçişler. Sololardan nakaratlara, nakarattan outrolara geçişler o kadar pürüzsüz bir şekilde yapılmış ki albümün başına oturduğunuz zaman ilk şarkı ile son şarkı arası 5 saniye gibi geliyor. Özellikle Jeff abimiz albümde şizofren bir insanın beyninde gezintiye çıkmamızı istemiş. Çoğunlukla enstrümanlar arasında geçişlerde duyduğumuz ayak sesleri ve anlaşılmayan konuşmalar ile bunu sağlamaya çalışmış ve başarılı olmuş. Bir önceki albümleri All for You’da da bu konseptte ilerleyen 1-2 şarkı olmasına rağmen bu olayı tüm albüm geneline yaymak gerçekten çılgınca… Albümdeki her şarkı muhteşeme yakın olsa bile ağır toplar diyebileceğim 3-4 özel şarkı var. Bunlar Drive, Invite It, Pride ve her ne kadar kendisini tam olarak thrash olarak nitelendiremesem bile Clare. Drive “3.10” kontrole ele alan bass gitar ile, Invite It 20.saniyesinde başlayan kafa koparıcı ana riffi ile, Pride içindeki sayısız aşmış sololar ve ortasında değişen testere tonlu gitarları ile, en son olarak Alice in Hell’e selam niteliği taşıyan haykırışları ile Clare diğer şarkılara göre biraz daha ön plandalar. Annihilator 2000’lerden sonra bile albümlerinde ballad bulundurmayı seven bir grup ama Schizo Deluxe ballad içermeyen tek Annihilator albümü olabilir… Ve doğruyu söylemek gerekirse bunun eksikliğini hiç hissetmedim. Çünkü bu albüme ballad ekleyerek albüm bütünlüğünü çok kötü bozabilirlerdi. Bunun örneklerini gördük çünkü. (All for You ve Feast)
Schizo Deluxe’un olumsuz tarafları…
Bu kısımda bahsedeğim sadece iki şey var. Bir tanesi yazımın yukarılarında bahsettiğim gibi bazen Dave Padden’ın vokalinin güçsüzleştiğini hissediyorsunuz. Bu durum gerçekten çok az yaşanıyor ve dürüst olmak gerekirse normal bir vokal Dave Padden’ın güçsüzleştği zamanlardaki gibi vokal yapsa hiçbir şekilde yargılanmaz. Ama konuştuğumuz insan Dave Padden olduğu için kendisinden her şeyi mükemmel yapmasını bekliyorsunuz… Albüm boyunca full performans sergileyip 1-2 küçük kısımda düşüşler görünce insan ister istemez hayal kırıklığına uğruyor. İkinci değinmek istediğim nokta ise albümün bitişi. Albüm Something Witchy ile kapanış yapıyor şarkı harika olmasına rağmen outro kısmındaki kalitesiz, aşırı gereksiz şizofrenik ses denemeleri albüme hiç yakışmamış. Evet albümün şizofreni konseptinde ilerlediğini biliyoruz ama kapanışa 1 dakikalık saçma bir outro koymak pek olmamış. Albümün ağırlığını hafif bozmuş.
Son olarak Schizo Deluxe…
Schizo Deluxe ne yaptığını bilen, çok üst düzey enstrüman kullanımına sahip bir thrash başyapıtı.Rahat bir şekilde The Formation of Damnation, Ironbound ve Enemy of God gibi modern thrash klasiklerinin içinde yer alabilecek bir albüm. Ama örneğini verdiğim albümler gibi popüler olabilen ya da grubun kariyerinde yükselişlere sebep olabilen bir albüm olamadı. Belki incelemem sayesinde bunun ilk adımlarını atabiliriz…


Bir yanıt yazın