Gene Cemiyet haberlerinden ilgiyle takip ettiğim bir topluluktu Craft. Özellikle de albüm ismi yüzünden. White Noise and Black Metal uzun zamandan beri duyduğum en güzel albüm isimlerinden bir tanesiydi. Black metale zaten ilgiliyim, diğer taraftan son 5 yılda kendimce bir noise müzik zevki geliştirdim ve bu albümle beraber White noise diye bir akımın başlama ihtimali beni çok ama çok heyecanlandırmıştı.
Benimkisi naif bir heyecandı… Topluluğun albüm duyurusuyla beraber yayınladığı şarkılar hiç de Noise işler değildi. Evet yeni bir türün doğuşuna ya da black metal ile noise müzikleri birleştiren ruh hastası müzisyenlerin yeni bir çatının altında toplanmasına şahit olamadık. Fakat bu ellerimizin boş olduğu anlamına gelmiyor.
Albümün detaylarına inmeden grupla ilk kez karşılaşanlar için hızlıca bir tanıtım yapalım. Son dönemde Bloodbath’de çalıyor olmasıyla tanıyabileceğiniz Joakim Karlsson, John Sjölin ve Mikael Pettersson tarafından kurulan İsveçli topluluk 2000 yılından beri albüm çıkartmaya devam ediyor ve White Noise and Black Metal topluluğun 2018’de yayınlanan son ve altıncı albümü.
Ben black metale punk, rock’n roll, heavy metal, ve genel olarak groove etkileri pek yakıştıran bir dinleyici sayılmam ve Craft ta bu yolun yolcusu bir toplulukmuş. En azından konumuz olan albüme kadar. White Noise and Black Metal denklemden topluluğun groove tarafını çıkartmıyor fakat denkleme oldukça kendine has bulduğum çok daha farklı bir şey katıyor ki bu konu hakkında konuşmamız gerek.
Craft’ın en önemli özelliği bazı şarkılarda black metalin karanlık ve kötümser atmosferini tekinsiz bir trans haline çevirmeyi başarıyor olması. Tam olarak saykodelik müzik yaptıklarını idda edemem fakat türün ayakları yere basan agresifliğiyle tinsel black metal büyüsünün hiç de klişe olmadan harmanlandığına şahit olmak kesinlikle heyecan verici. Benim için bir iştah kaçırıcı olan groove etki bu denklemde Craft’ı yer yer daha da karakteristik bir grup haline getiriyor (Ayakları yere basan agresiflik bence buradan geliyor). Fakat yer yer :P.
Albüm The Cosmic Sphere Falls ile açılıyor. Bu şarkı aynı zamanda albümden yayınlanan ilk single ve White Noise and Black Metal’in en güçlü, en önemli şarkılarından bir tanesi. Bir döngü halinde kullanılan ana rifi ve onu üstüne çıkarak tamamlayan lead’iyle birlikte yukarıda betimlediğim tinsel anarşinin nefes kesici temsili. Döngüsel rifin form değişiklikleriyle devam eden şarkı, dur kalklarla nefes alıp düşük tempo kapanışla yolculuğunu tanımlıyor. Bir birinden farklı birçok black metal özelliğinin bir arada ve Craft karakteriyle işlendiği inanılmaz bir parça. İşi gücü bırakın dinleyin.
Aynı derinlikte olduğu düşündüğüm ve dinlerken tüylerimin diken diken olduğu diğer bir şarkı Again oldu. Özellikle açılış rifinin gücü ve takipçisi lead’in kaotik ruh hali taktire şayandı. Alevler içinde bir göktaşının yer küreye düşüşünü izlemek gibi.
Albümün öne çıkan, en özel iki şarkısına yakından baktıktan sonra genelinden bahsedelim biraz. Undone daha klasik bir black metal şarkısı. Sırtını 90lar sonu Norveç black metali riflerine dayıyor ve bence gayet iyi yapıyor. Crimson albümün en soyut, en trans şarkısı. Albümün tek enstrümental (sona doğru olan konuşmayı saymıyorum) şarkısı olan Crimson kişisel favorilerimden. Shadow topluluğun punk/goove yanıyla, soyut tarafının yan yana bulunduğu şarkılardan. Tragedy of Pointless Games, Darkness Falls ve White Noise ise albümde içine girmekte en çok zorlandığım şarkılar oldu. Tahmin edersiniz ki topluluğun eski günlerine daha yakın, daha groove işler.
Özetle White Noise and Black Metal, bu müzik türünün iki farklı yönünü bir potada eritmeyi deneyen. Bunu bazen yan yana kullanımlarla bazense bir füzyonla gerçekleştiren bir topluluk. Yan yana kullanımları ya eh işte buldum ya da içine giremedim. Craft’ın bence asıl güçlü yanı orası değil. Fakat işin füzyon taraflarını gerçekten inanılmaz karakteristik ve güzel buldum ve türü seven herkese muhakkak öneririm.



Bir yanıt yazın