Afsky Ofte jeg drømmer mig død (Sıklıkla kendimi ölü hayal ediyorum) albümü ile Danimarka topraklarından bizlere sesleniyor. Afsky kelimesi de Danca’da nefret anlamına geliyor. Afsky tek kişilik black metal ordularından bir tanesi. 2020 yılında çıkan bu sophmore albümü incelemeden önce ilk albümü dinlemediğimi belirtmek istiyorum. O yüzden arkadaşın müzikal gelişimi veya bir önceki albümdekine göre yaşadığı evrimi analiz edemeyeceğim. Ama bu albümdeki müziği ben depresif epik black metal olarak yorumladım.
Afsky Ofte jeg drømmer mig død albümünü diğer tarzdaşlarından ayıran başlıca sebebin ben albüm kapağı olduğu düşüncesindeyim. Kapakta kullanılan resim; 19. yüzyıl sonlarında Danimarkalı ressam H.A. Brendekilde’nin elinden çıkma. Udslidt (Yıpranmış) adlı tablo sanayi devrimi sırasında güçlenen burjuva sınıfının iki yüzlülüğünü ve aristokrasi sınıfına yaranmaya çalışmasını eleştiren ve dönem Avrupa kıtasının işçi ve köylü sınıfının yaşadığı dramı, acıları ve eziyeti tasvirleyen önemli bir çalışma. Sosyal Realizm akımının en iyi örneklerinden birtanesi.
Peki kapak, albümün kendisiyle uyumlu mu? Kesinlikle uyumlu. Albüm tamamen Danca o yüzden google translate’in vasat çevirisine başvurdum. Neyseki parçalarda bahsedilen genel konuyu anlamak için yeterince idare eden bir çeviri yaptı site. Albümde; tablodaki tasvir edilen acı, sefillik ve fakirlik, iç dünya yıkımı gibi konular ele alınmış. Bununla uyumlu olarak da müzik yeterince epik ve depresif bir hale sokulmuş. Şarkılar bir bütünün parçaları halinde. Her şarkıdaki yapı hemen hemen aynı. Sağda solda birkaç farklılıklar yaratılmak istense de. Bu hem iyi hem kötü. İyi tarafı şarkıların kendileri iyi olduğu için albümün akıp gitmesi. Folklorik öğelerle de desteklenince şarkılar destansı bir hava yaratmada zorlanmıyor. Kötü tarafı ise bence her şarkının birbirine benzemesi ve herhangi bir şarkıyı dinledikten sonra diğer şarkılar bize farklı neler sunuyor diye düşünüp hayal kırıklığına uğramak. Neyseki toplamda altı parça var da albüm epik olacağım diye gereğinden fazla uzamamış.
Müzisyen epey yetenekli ve bilinçli bir şekilde şarkıların altyapısını oluşturmuş. Blast beatler ve tremelo picking teknikleri çok güçlü kullanılmış. Vokallere pek dikkat etmedim ama rahatsız edici de bulmadım. Parçalar yavaş ve melodik başlıyor. Ardından şarkı sözlerindeki isyankarlıkla birlikte çığlıklar devreye giriyor ve akabinde yaratılan patlamalar müzisyenin sık başvurduğu tekniklerin başında geliyor. Ölçülü ve yerinde kullanıldığı için epey etkili bir numara. Albümde dediğimiz gibi 6 parça var ve benim favorilerim Tyende Sang, Stemninger ve Angst parçaları. Herhangi bir black metal dinleyicisinin hiç sıkılmadan dinleyeceği ve aynı zamanda epey de keyif alacağı parçalar. Ayrıca albüm müziğini Ukraynalı Drudkh’un müziğine çok yakın buldum. Drudkh severler bu albümü de çokça severler. Ek olarak müzisyenin tremeloları hüzün ve keder yaratmada ustaca kullanmasını çok beğendim.
Albümde müzisyenin yapmak istediği şeyleri, yaratmak istediği duyguları ve vermek istediği mesajları başarıyla uyguladığını düşünüyorum. Bu genç kardeşimizin ileride daha da iyi işler çıkaracağını inanıyorum. Albüm groundbreaking bir başyapıt değil ama son dönemde çıkmış albümler arasından sıyrılmayı başaran bir çalışma. Bundan dolayı Covid’in geçip gitmediği şu günlerde umutsuzluğu daha da kucaklamak isteyen benim gibi dinleyiciler için ilaç gibi geldi. Her dinleyişinizde umutsuzluğa daha fazla kapılmanıza yardımcı oluyor. Siz de dinleyiniz.


Bir yanıt yazın