Behemoth – I Loved You at Your Darkest

Behemoth - I Loved You At Your Darkest Albüm İncelemesi | Musiki Cemiyeti
80%
Çok iyi

Dev bir grup olmaya bu kadar kasmasalardı şaheser niteliğinde bir albüm olabilirdi. Yine de çok iyi.

  • Albüm Notu

Sanırım Behemoth uzun bir süredir sadece müziğiyle değerlendirilen bir topluluk değil. Bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi bilmiyorum fakat Behemoth’un da sadece müziğiyle değerlendirilmek istemediğini düşünüyorum. Yeni albüm I Loved You at Your Darkest art work’lerinin bir dizi görsel sanat projeleriyle beraber tasarlanması ve albüm lansmanıyla beraber bir kaç sergi düzenlenmesi bunun elleri temiz örnekleri. Bu incelemede amacım I Loved You at Your Darkest’ı sadece müziğiyle değerlendirmek olacak. Ama işin eğlenceli tarafını da es geçmek istemiyorum. Hadi gelin önce o kısmı aradan çıkartalım.

Evet Behemoth artık çok büyük bir grup ve yer altından çıkıp geniş kitlelere ulaşan neredeyse her grup gibi onlar da türün asıl (çekirdek) kitlesi tarafından eleştirilir hale geldiler. Elbette bu eleştrilerin bir kısmı müzikal tercihlerle alakalı ve bu da ağırlıklı olarak kolay dinlenebilirlik üzerinden şekilleniyor (yoksa bu bir foreshadowing’mi!!!). Popülerlik tartışması ise daha grubun vokalisti, gitaristi ve beyni (ve sahibi) olan Adam Michal Darski’nin çevresinde şekilleniyor.

Bir topluluğu imajı ya da üyelerinin hal ve tavırlarıyla değerlendirmeyi çok anlamlı bulmuyorum. Ama bizim orada g*te g*t derler hakim bey. Kendisini merakla takip ettiğim (yer yer kendimce trollediğim :P) Nergal’in instagram hesabına bakıp bir süre sonra gülmemek elde değil. Özellikle de Nergal’in temsil ettiği müziği ve bu müzik türünün içindeki söylemlerini düşününce. Ve aslına bakarsanız işin popülerlik ekseninde dönen tartışmaların dönüp dolaşıp düğümlendiği yer de bahsi geçen instagram hesabı. Nergal “fabrikatör babasının parasıyla sanat sepet işleri kovalayan bir Karaköy hispterına” benziyor. Yoga yaparkenki paylaşımları ve pozitif vibe mesajları yüzünden de Cihangir’de oturduğunu ve boş vakitlerinde film senaryosu yazdığını düşünüyorum.

Ama dediğim gibi, bu işin “cidden” karikatür kısmı ve tüm bunları ciddiye alıp Nergal’i trvecvlt’e ihanet etmekle suçlayamayacak kadar Bilecik’liyim. Fakat adamın paradan puldan bağımsız olarak çok daha geniş kitlelere ulaşmak isteyen bir sanatçı olduğu gerçeğini elimizin altında tutalım, incelememizin finalinde bize lazım olacak.

The Satanist haricinde hiç bir Behemoth albümünde ikiden fazla şarkıyı favori şarkılar listesine atamamış bir dinleyici olarak, topluluğun I Loved You At Your Darkest’da ki bestelerini çok sevdiğimi en başından söylemek isterim (şaşırtmadım umarım). Vaktiyle Nile ile çıktıkları turneden beri (tam burada çok ince laf sokuyorum) her albümde kullandıkları oryantalist-epik pasajlar bu albümde de devam ediyor. İlki hemen Wolves ov Siberia’da var (ilk bir buçuk dakikadan sonra). Topluluğun bu yönünü seviyorsanız tatmin olacaksınız, çok iyi kurgulanmışlar fakat ikinci bir Ov Fire and Void arıyorsanız bu albüm o albüm değil.

Metalde senfoni/koro kullanımın cılkının çıktığına inanan ve çoğu zaman bu tarz işlerden keyif almayan bir dinleyicim. Fakat Behemoth’un bu öğeleri kararında kullanarak müziğini daha güçlü, daha etkileyici kılmayı başardığını söylemek isterim. Özellikle God=Dog’da Nergal’in vokaline eşlik eden koro inanılmaz etkili olmuş. Ama ne yazık ki aynı şeyi çocuk korosu içinde söyleyemiyorum (sevemiyorum çocuk korolarını…) Neyse efendim, albümün en iyi şarkılarından birisi olduğuna inandığım Ecclesia Diabolica Catholica da hem koro kullanımı hem de son bir saniyesindeki akustik/senfonik bölümle albümün öne çıkan işlerinden, muhakkak kulak kabartın.

Gitar yazımında ise arpejlerin daha ön planda olduğunu ve biraz lead gitar görevi üstlendiğini görüyorum. Hatta albümün klip şarkılarından olan Bartzabel’i arpejler tarafından taşınıyor ki bu şarkı Metallica’nın kariyerinde Unforgiven neyse Behemoth’un kariyerinde odur. Nefret edeni çok olacak (oldu) ama şimdiden bir Behemoth klasiğidir kendisi, dinlemediyseniz işi gücü bırakın dinleyin. Ayrıca black metal riflerinin de bu albümde kendine daha fazla yer bulmuş. Angelvs XIII, Rom 5:8 ve We Are The Next 1000 Years bu tarz riflerin Nergal’in vokalleriyle birlikte ne kadar vurucu olduğunu gösteren, çok güzel şarkılar. Özellikle We Are The Next 1000 Years’ın ikinci yarısını çok çok beğendiğimi söylemem gerek. Bu arada Havohej Pantocrator Behemoth’dan çok Nachtmystium şarkısı gibi durmuyor mu?

I Loved You at Your Darkest her haliyle biz artık büyük gruplar ligindeyiz denilerek hazırlanmış bir albüm. Ve sanırım en büyük sorunu da bu. Albümü gayet sevmiş bir dinleyici olarak ilk şarkıdan son şarkıya kadar kendime şunu sordum, neden bu albümü dinlemek bu kadar kolay? Cevabın Nergal’in daha geniş kitlelere erişmek istemesi olduğunu hepimiz biliyoruz ama işte insanın kursağında bir şeyler kalıyor. Zira I Loved You at Your Darkest’ın daha saldırgan, daha vurucu bir sound ile çok çok daha etkili bir albüm olabileceğini, ses için yapılan genel tercihin albümün bir ekstrem metal klasiği olmasıyla arasındaki yegane engel olduğunu düşünüyorum.

Yine de bu tasarım tercihi albümün büyüsünü bozmaya yetmiyor. I Loved You at Your Darkest yer altından çıkan ve dev metal gruplarından birisi olmayı kafaya takmış bir grubun bu yolda ilerlerken attığı oldukça önemli bir adım. Bu anlamda Metallica’nın kariyerinde black albümü neyse I Loved You at Your Darkest Behemoth için odur da diyebiliriz. Hatta şimdiden bir sonraki Behemoth albümünün bu albüme göre çok daha büyük problemleri olacaktır diye öngörümüzü de paylaşabiliriz. Fakat tüm bunlar I Loved You at Your Darkest’ın arkasındaki isimlere ve tarihselliğe bakmazsızın dinlenildiğinde gayet iyi bir albüm olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir. Muhakkak dinleyin.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Behemoth (@behemothofficial)’in paylaştığı bir gönderi ()

Behemoth – I Loved You at Your Darkest albüm incelemesi

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.