Kontinuum – No Need To Reason

0
60%
Güzel ama sıkıcı

Tüm kalitesine ve karakteristiğine rağmen akılda kalmakta zorlanıyor

  • Albüm Notu

Kontinuum – No Need To Reason Albüm İncelemesi | Black metal ile müzikal kariyerine başlayıp bir süre sonra farklı patikalarda yürüyen gruplara karşı bir zaafım var. İzlandalı Kontinuum’da bu kulvardaki gruplardan bir tanesi. 2012 yılında Earth Blood Magic adlı ilk albümlerini yayınladıktan sonra 2015’de çıkan Kyrr ile biden bambaşka bir kimliğe bürünüyorlar. Bu makalemizin konusu olan No Need to Reason ise İzlandalı topluluğun bu yıl (6 Temmuz’da) çıkan son albümü.

No Need to Reason topluluğun kendisine Kyrr ile belirlediği müzikal yönelimi daha steril, daha olgun bir patikadan devam ettiriyor. Bir önceki albümde gayet rahat hissedilen Paradise Lost ve Katatonia etkisinin burada detayların arasında saklanması ve topluluğun kendine münazır bulduğum kimliğini daha da ön plana çıkarması bahsettiğim olgunluğun öne çıkan ispatları. Sterillik ise tercih edilen temiz ve berrak tonlardan kaynaklanıyor.

Kontinuum vokalleri olmasa çok rahat post rock kulvarlarında gezebilecek türde bir gitar işçiliğine sahip. En sert olduğu anlarda (ki genel olarak çok da sert olma derdi yok) bile hem temposunu hem de temiz tonlarını muhafaza etmek gibi bir huyu var. Yer yer duyduğumuz brutal vokal vari performansları da düşündüğümde acaba bu kendi kendini durdurma ne kadar gerekli acaba derken buluyorum kendimi. Çünkü No Need to Reason bir çok açıdan oldukça karakteristik, kaliteli ve hatta güzel müziklerden oluşan bir albüm olmasına rağmen sıkıcılık tuzağına düşüyor.

Bu sıkıcılığın en önemli sebebi genel sound’un olgunlaşması ve sterilleşmesi sırasında dinamikliğinden bir şeyler yitirmesi. Şarkıların neredeyse hepsinde Anathema ve Riverside’ın en durağan anlarında üzerinde taşıdığına benzer bir atmosfer söz konusu fakat diğer taraftan hiçbir şarkı o kadar durağan değil. Kendi adıma albümden ikinci bir breathe beklerken (Kyrr’ın açılış şarkısı, çok güzeldir muhakkak dinleyin) ne ihtiyaç duyduğu enerjiyi yakalayabilmiş ne de düşüp kendini bırakabilmiş, arafta sıkışmış bir albümle karşı karşıya kaldım. Bu durum albümün en yavaş şarkısı için de geçerli, en hızlı şarkısı için de. En basit haliyle albüm sizi ne ağlatıyor ne de oturduğunuz yerden ritim tutturuyor.

Ve dürüst olacağım bu durumu sevmedim. Çünkü No Need to Reason sadece bir önceki albümle oluşturduğu potansiyeli boşa harcamıyor, aynı zamanda kalbur üstü bir vokal performansını, gitar işçiliğini ve genel müzikaliteyi, tüm kalitesine rağmen kendine münazır soğuk atmosferi içinde söndürmeyi başarıyor. Burası çok güzelmiş dediğiniz ufak tefek bir sürü şeyle karşılaşıyor fakat bu şarkı çok güzel diyemiyorsunuz. Genel atmosfer buna izin vermiyor.

Yine de Kontinuum kendine münazır olmayı başarabildiği ve kaliteli bir müzik icra ettiği için taktiri hak ediyor ve bu iki özelliği yüzünden bir sonraki albümde neler yapacaklarını şimdiden merak ediyorum. Şahsen daha az özgün olsa bile (ki illa öyle olmak zorunda da değil) daha samimi ve daha dinamik bir Kontiuum’dan Breathe gibi şarkılar dinleyebilmeyi tercih ederdim ama bu konuda grupla aynı fikirde olmadığımız aşikar.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Photo by @liljadraumland

Kontinuum (@kontinuumcult)’in paylaştığı bir gönderi ()

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.