Of The Wand & The Moon – Bridges Burned and Hands of Time

Of The Wand & The Moon - Bridges Burned and Hands of Time incelemesi | Musiki Cemiyeti

Doğa içinde Tanrı’yı kaybettik…
Kalbinizde yeri ayrı müzisyenler ya da gruplar vardır ya hani. Ne yaparlarsa yapsınlar hep saygı duyduğunuz, bazen eleştiremediğiniz ama hep en dikkatli şekilde dinlediğiniz. Çünkü onlar bilindik kafalardan değildir. Müzik yalnızca nota harmanından öte, gördüklerinin ve düşündüklerinin berrak yansımasıdır. İşte benim için o isimlerden biri de Kim Larsen ve dış dünyanın tüm yansımasını içine hapsettiği Danimarkalı tek kişilik Dark Folk projesi Of The Wand And The Moon. Geçen senenin sonlarına doğru, 8 yıllık bir hasreti dindirircesine kapanışı yaptığı derleme albüm olan Bridges Burned and Hands of Time haftalardan sonra gelen bugünkü yazımın konusu. Tamlamam bittiğine göre başlayabiliriz.  

İlk olarak daha önce sitede 20. Yılına özel kaleme aldığım Of The Wand And The Moon’un ilk albümü Nighttime Nightrhymes incelemesini buradan okumakla yazıya başlayabilirsiniz. Oradaki düşüncelerimin neredeyse tümüne ortak olan OTWATM bu albümde de stabilitesini korumuş durumda. Dünyayı algılayış biçiminiz değişmemişse, ifadeniz de değişmiyor. Kim Larsen’in hep aynı şekilde hayata bakan romantik, içinde yeterlinin üstünde barındırdığı delilik ve rahatsız edici seslere karşı duygusal bakış açısı hep aynı. Bütün bu bileşimi birleştirip, koyu ama yansımalı bir renge dönüştürebilseydik elimizde Bridges Burned and Hands of Time kalırdı. 

2003 yılında çıkan Lucifer albümüne benzer şekilde rahatsız edici şekilde başlayan Death Rune, Kim Larsen’in öfkeden sonra duygusallaşan kısmının ilk evindeymiş gibi hissettirerek kapıyı aralıyor. Sonrasında eklenen Ja Boga Ne Videu ise geçmişin duygusal kapısını aralıyor. Kim Larsen’in şarkılarında filmlerden ya da yazarlardan alıntılar yaptığını keşfettiğimden, şarkının başlarındaki çocuk sesinin nereden geldiğine odaklandım başta ve basit bir araştırmayla şarkının 2004 Beslan Katliam’ını anlatan belgeseldeki bir çocuğun sesi olduğunu öğrendim. Bu konu gerçekten ilgimi çekse de gerekli kaynaklara ulaşamayıp şarkının hüzünlü tarafında bulmaya çalıştım kendimi. Sonuçta bulduğum, anlamı şu şekilde olan kelimelerdi: “I don’t believe in God”.

Uzunca bir süre bekledim bu albümün çıkmasını. Dark Folk gruplarının giderek daha az albüm yapmalarının etkisiyle eskilere daha da çok bağlandım. Derken sosyal medya hesapları üzerinden film karelerine montaj ettiği şarkılarının da olduğu bu konsantre albüm ile çıkageldi Of The Wand And The Moon. A Cancer Called Love ile birlikte öncesinde dinlediğim Times out of Reach bu örneklerden ikisi. Hep bir duygusal hezeyan içinde ilerleyen ve gecenin ateşinde kavrulan birkaç enstrümanlı karışımdan oluşmaktalar. Harmonyumun kilise müziğinden çıkmışçasına uzayan notalarına karışan çift gitarları ile de havaya dolmaktalar. Sözler ile de yağmur meydana getirip, kuraklaşmaya başlayan Kim Larsen’in acılı tarafına yağıyorlar.

Normalde diğer stüdyo albümlerde olmayan 10 şarkı içeriğine sahip Bridges Burned and Hands of Time, bazı Dark Folk/Neofolk toplama albümlerinden ve önceki albümlerden bazı şarkıların yeniden düzenlenmesiyle Spotify üzerinde 16 şarkı olarak yayınlandı. Salt gitarla ele alınan besteler sanki zamanla birer film karesinin birden fazla detayı gibi detaylandırılmış geldi bana. Birbirine baskın gelmeyen, sakin ve huzurlu Kim Larsen’in sesiyle her dinleyişte farklı bir karesini görüyoruz sanki albümün. Daha önce Necrophagia’nın Deathtrip 69 albümünde yer alan A Funeral for Solance deliliği tam da bu duruma örnek. Tedirgin bir mekanda ama yine de umut dolu bakan gözlerle bir şeyler aramak gibi bu şarkı. Üçgen zillerin her bir yankısı şarkının ambiyansını alelade bir konumdan çıkarıp siyahlar içindeki bir cenazeye götürüyor insanı.

Kış bitti, bir gecede yerinden edildi. 17 Kasım’da, kışa girme heyecanına ortak olarak gelen bu albüm, şimdi Caught in Winters Weave ile mevsiminden önce yeşillenecek dallara uzanıyor. Kimsenin basmadığı kardan örtüye basılan ilk adımda çıkan sese benzer duyguya sahip bu şarkı bana göre albümün en iyilerinden. Kadın vokalin eşlik ettiği Caught in Winters Weave, ilk dinlediğim andan itibaren kafamda kendi klibini çekmiş bir şarkı. Belki bir kış örgüsü yakalayamayacağız ama geçmiş kışlar içinde anılarımızı taze tutabileceğimiz, bembeyaz izler şeklinde. Belki Tanrı’yı kaybederek. Belki doğada başka Tanrı bularak.

İlk albümlerine göre yeniden düzenlenen bazı şarkılarla daha da kompleks bir hal kazanan Birdges Burned and Hands of Time, çok basit gibi gelse de zamanla birden fazla bileşeniyle kendi dünyasına çeken bir derleme albüm. Kuzeyin soğuğunu yanına katarak gelen albümde tek sevmediğim parça Hail Hail Hail. Hatta o kadar sevmiyorum ki duyduğum gibi değiştiriyorum. Kim Larsen’in sinema sevdasının arabik versiyonu tadında olan bu şarkı dışında albümün geneli için oldukça iyi diyebilirim sadece. İster 8 yılın etkisi densin isterse zaafın ta kendisi. Of The Wand And The Moon benim için yeri hep ayrı olan bir proje ve müzikal anlamdaki açlığımın en anlamlı ilacı.

90%
Harika

Doğa içinde Tanrı’yı kaybettik...

  • Albüm Notu

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.