On Thorns I Lay - Threnos incelemesi | Musiki Cemiyeti

On Thorns I Lay – Threnos

On Thorns I Lay – Threnos incelemesi | Devir değişti ve zamanında parlaklığıyla bir çok grubu gölgede bırakan Doom Metal yıldızları yavaştan sönerken diğer ölü yıldızlar canlanmaya başladı. Bu sözlerim döneminin Gothic Metal çizgisinden biraz da olsa sıyrılarak Melodic Doom Death Metal formunu kazanan On Thorns I Lay ve son albümü Threnos için.

Bilmeyenin hiç bilmediği ama bilenin de 1999 albümü Crystal Tears ile aşina olduğu Yunan topluluk On Thorns I Lay, kariyerinin ilk zamanlarında yer bulduğu Gothic Metal çizgisinden çıkalı çok olmadı aslında. 2018 albümü Aegeon Sorrow ile biraz daha ritim ve karanlık tarafa geçen grup, Threnos ile de durumu devam ettirmiş gibi görünüyor. Açıkçası ben bu tavıra bayıldığımı söylemeliyim. Her ne kadar ilk albümlerdeki o melankolik, puslu havayı sevsem de bir noktadan sonra bütün bu durağanlığa karşı bir öfke patlaması bekliyordum ki, Threnos da adına yakışır şekilde yoğun duygudan katı bir öfke katmanı oldukça hazır biçimde oluşturmuş gibi çıkageldi. 

Müziğin demlenmesi gerek. Yaklaşık bir ay önce çıkan Threnos, ilk günden itibaren dinlediğim ve şekli yeni yeni oturmaya başlamış bir albüm benim için. Hatta bu yazıyı yazarken fark ettiğim şeylerden biri de, albümün ilk hafta dinlediğimden çok daha farklı, olgun bir biçim kazanmasıydı. Albüm öncesi yayınlanan şarkılardan biri olan The Song of Sirens‘tan itibaren, müziğin tek bir an ile özdeşlemeyeceği, içinde onlarca andan tek bir ana an oluşturabileceğini farkettim. Daha doygun, daha olgun gelen bu müzik bir yandan da grubun ne kadar olgunlaştığını da düşündürmedi değil. 25 yıldır müzik yapan bu adamların aslında Yunanlıların medar-ı iftiharlarından biri sayılması hiç güç değil.

Müzikal anlamda bu senenin de 2019 gibi olacağını düşünürken şimdiye dek beni heyecanlandırmayı başarmış (olumsuz manada da olur, hiç problem değil) müziğin gerçekten çok az olduğunu farkettim. Son albümleri Aegeon Sorrow sonrasında beni bir nebze de olsa heyecanlandırmış On Thorns I Lay, beklentimin üzerinde bir ürün ortaya koyarak Cosmic Silence ile sarstı beni adeta. October Tide‘ın ilk zamanlarına benzer girişe (Dan Swanö farkıyla) sahip olan Cosmic Silence, Doom Death Metal‘e yakışır bir özelliğe sahip. Stefanos Kintzoglou’nun vokalleriyle umutsuzluk içinde bir umut gibi, belki de kıyıdan başka bir kıyıya varmaya çalışan mülteci gibi bitkin ama son gücüyle umudu aşılar şekilde. Her düşüş yeniden ayaklanma ve yeni gün ışıkları gibi. Belki de kozmik bir yansıma.

Normalde Metal müzik içerisinde keman ve klavyeye mesafeli biriyimdir. Ortaya başarılı bir şekilde konmadığı sürece kulaklarıma doldurmam. Kaldı ki bence müzik zorla sevilecek bir eylem, hobi de değil. İlk andan sarması gerek. Ha zamanla değerlenir, orası size kalmış. Her neyse, demek istediğim asıl şey, On Thorns I Lay bunu bile o denli ölçülü yapmış ki asla şarkıyı değiştiresim gelmiyor. Hiçbir sesin kulağı tırmalamadığı, sesi ne kadar açarsanız açın tepeyi bulmayacak aralıkta, her notasıyla başarılı bir sentez örneği sunuyor. Bunlardan biri de albümün sonlarına doğru karşımıza çıkan ve albüme de adını veren Threnos. O nasıl muhteşem gitar riffleridir. Ne zaman dinlesem bu adamların geçmişin çiğ melankolik havasından daha öfkeli, olgun bir hüzne geçişini desteklerken buluyorum kendimi.

İki yılın sonunda 7 şarkı ve 45 dakikalık Threnos’u sunan On Thorn I Lay, son iki albümle edindiği Doom Death Metal kimliği ile 2019’u aratmayacak gibi görünüyor. Bitiyormuş gibi yapıp bitmeyen ama dolu dolu tatlar sunan albüm birkaç şarkısında her anı lezzetli kılmasa da genel olarak kulakta dolu dolu bir tat bırakan içeriğe sahip. Anlaşılan o ki grup, bundan sonraki süreçte de hep bu tatta devam edecek gibi görünüyor. Eski Doom Death Metal gruplarının Death Metal’e evrildiği şu dönemde On Thorns I Lay geçmişin yenisini yaşatıyor. 

Söz: 8/10
Müzik: 8.5/10
Prodüksiyon: 9/10
Kapak Tasarımı: 9/10


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir