ThrashWall – ThrashWall

ThrashWall-ThrashWall-Musiki Cemiyeti

ThrashWall grubu bize 2020 yılında çıkan kendi adlarını taşıyan ilk albümleri olan ThrashWall ile Portekiz’den sesleniyor. Grubun adından da anlaşılacağı gibi tarzımız thrash metal. Bir dönem heavy metalin itici gücü olan bu tür özellikle underground piyasada tekrardan kıpırdanmaya başladı. Ara ara karşıma çok farklı ülkelerden thrash metal grupları çıkıyor. Bakalım ThrashWall nasıl bir albüm çıkarmış.

İzahat

Thrashwall – Thrashwall

Açıkça belirtmem gerekir ki, albümün kapağı son derece kötü ve “cringeworthy” yani utanç verici ki bu albümü dinlemeden olmazdı. Evet kapağı o kadar kötü, grup adı o kadar “cheesy” ki grup ve albüm ilgimi çekti. Bu açıdan grubu takdir ediyorum. Belki de bilerek uygulanmış bir strateji o yüzden çok kötü olduğu için epey başarılı.

Ben 90’larda ve 2000’lerin ilk yarısında azılı bir thrash metalciydim. Diğer bir çok türü dinlesem de thrash metal her zaman yuvamdı o dönemler. Yıllar geçtikçe şunu farkettim ki bir kaç albümü dışında uzun yıllardır beni heyecanlandıran ve zevkle dinlememi sağlayan bir thrash metal albümle karşı karşıya değilim. Thrash metal zirvesini bence mahşerin dört atlısının 90’ların başında aynı dönemde çıkan albümleri ile yapmıştı. Zirve o kadar iyiydi ki günümüzde bu gruplar hala yarattıkları efsanenin kaymağını yiyorlar. Bu gruplardan hala albümler çıksa da o dönemi asla tekrar yakalayamadılar. 30 yıldır elle tutulur birşey yok. Tarzın içinde tıkandığı nokta da burada yatıyor. Deneysellikler ve orijinallik bu türde gerçekten çok zor. Bir süre sonra dinlenilen müzik matkap sesinden farklı olmamaya başlıyor.

Grup ve albüm hakkında..

Thrash metali bu kadar aşağıladıktan sonra gruba ve albüme geri dönelim. Albümü ve müziği ben acayip sevdim. Yıllar sonra içimdeki thrash canavarını tekrar uyandırmayı başardı. Bu türden çıkan yeni müzikleri başarısız bulan biri olarak, ThrashWall beni acaba nereden yakaladı? Sanırım yanıt grubun kendisini fazla ciddiye almamasından ve thrash metal köklerini ve ruhunu başarıyla günümüze taşımasında yatıyor. Grup tarz olarak Kuzey Amerika (Bay Area) ve Avrupa (teutonic) thrash metali arasında bir yerde. Çizdikleri yolda Exodus ve Destruction esintilerini bulmak kolay. Grup bu iki farklı sahneyi iyi bir şekilde harmanlamış.

ThrashWall – World Domination

Albümde intro dahil sekiz şarkı ve süresi otuz dakikanın altında. Thrash metalin özünü düşünürsek olması gereken de bu. Thrash metal bence punk’ın metal versiyonudur. Punk ruhunu ve etkisini taşımayan thrash metal benden saygı göremez. Sanırım bu yüzden, The Exploited benim için en büyük gruplardan biridir.
Albümün müziği sert, kısa ve modern. Nokta atışı yapmışlar. Yani grup kendini çok ciddiye almadan vermek istenen mesajı yerine ulaştırmayı başarıyor. Sound gerçekten çok güçlü. Büyük gruplardan bile bu kadar modern ama organik bir sound duymak kolay değil. Cayır cayır gitarlar, metalik baslar ve adamı metronom manyağı yapan davulların uyumunu çok beğendim. Vokalist ise 80ler atmosferini modern bir şekilde iletmeye çalışmış. Mükemmel olmasada yeterince iyi.

ThrashWall – Insanity Alert

Şarkı yapıları birbirine benzer ve grup hiç utanmadan bilinen her klasik thrash numarasını uygulamış. Güçlü riflerin arasına sıkıştırılan kısa, kaotik ve enerjik sololardan tutun, akılda kalıcı korolara kadar hemen hemen her thrashçinin ezbere bildiği şeyler albümde mevcut. Şarkıları daha ilk kez dinlerken sırada neyin geleceğini biliyorsunuz. İşin ilginç noktası şarkıları tekrar tekrar dinlememe rağmen, bu numaraları asla sıkıcı bulmadım. Şarkı sözlerine de ayrıca göz attım. Burada da klasik şarkı sözleri yazılmış. Düzen ve sömürü karşıtlığından, “ben metalciyim o yüzden I don’t give a fuck” moduna kadar bilindik tarzda şarkı sözleri var. Hatta Warehouse Rampage şarkısında müzik yazıp kaydederken aldıkları keyiften bile bashediyorlar. Her şarkı iyi hatta introyu da epey beğendim ama sanırım World Domination diğerlerinden bir tık önde.

Kapatırken

Özetlemek gerekirse grup daha yolun başında tekerleği tekrar icat etmenin gereksiz olduğunu düşünmüş ve dinlemekten zevk aldıkları 80’ler thrash metalini günümüz sounduna uyarlayarak, kendilerini çok da ciddiye almadan bizlere sunmuş. Albümde hiç bir orijinal fikir ve deneysellik yok. Ama uygulama kısmı birinci sınıf. O yüzden albüm çok iyi. Herşey organik gelişmiş ve bu yüzden herkesin bildiği ama lezzetli bir yemek karşımıza geçmiş. Albüm olarak grubun underground thrash piyasasına iyi bir giriş yaptığı aşikar ama bundan sonra çıkaracakları albüm bu kadar iyi olmayacaktır bence. Çünkü bir daha aynı albümü çıkarmayacaklarına göre tıkanacaklardır. Umarım yanılırım ve sophmore albümleri beni ters köşeye yatırır. O zamana kadar, tamamen rastgele karşıma çıkan bu thrash duvarını dinlemeye devam.

PS: Grubun mail adresi tahmin edin…ehehehehee….

80%
İyi
  • Thrash Duvarına hoşgeldiniz

Yorum bırakın!

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept