Tribulation - Down Below Albüm İncelemesi

Tribulation – Down Below

Tribulation – Down Below albüm incelemesi. 2017’nin son çeyreğinden beri global metal basınının en çok yer verdiği gruplardan bir tanesi olmayı başardı İsveçli Tribulation. Özellikle şu an incelemesini okumakta olduğununuz Down Below’un Ocak ayında müzik severlerin beğenisine sunulmasıyla birlikte bu ilgi giderek arttı. Noisey gibi çok daha geniş kitlelere ulaşan müzik platformlarının bile radarına girmeyi başardı topluluk.

Metal dinleyicisinin, özellikle underground türlerin takipçilerinin popülerlikle ilgili -en mütevazi tabirle- “şüpheci” bir tutumu vardır. İster istemez merak konusu oluyor, ikinci bir Ghost vakası mı Tribulation (yani bir prodüksiyon ve pazarlama harikası mı?), yoksa gördüğü ilgiyi hak eden, 2018’in en önemli albümlerinden bir tanesiyle mi karşı karşıyayız?

Bu sorunun cevabını bulmak için yola çıkmadan önce topluluğun icra ettiği müziğin tarzını betimlemeye çalışalım, zira kısaca black metal diyemeyeceğimiz bir müzikle karşı karşıyayız. Metal Archives’a baktığımızda, topluluğun tarzına Progressive Death/Black metal denildiğini görüyoruz. Global metal basınının da topluluğa benzer sıfatlar taktığını gözlemleyebilirsiniz. Bazı mecralar başına gothic’de ekleyebiliyor. Yani, corpse paint ve vampirik temaları düşününce…

Tribulation’ın bu kadar çok ilgi görmesine rağmen, yaptığı müziğin tam olarak adının konulamamasını gerçekten çok ilginç buluyorum. Her ne kadar Cemiyetimizde grup türlerini yazarken metal archives ile uyumlu olmak gibi bir prensip kararımız olsa da, ben kişisel olarak Progressive Death/Black metal’in Tribulation’ın yaptığı müziği doğru tarif ettiğine inanmıyorum. Her ne kadar Tribulation 2009’da çıkardıkları ilk albümleri The Horror’da Death/Black metal kulvarında koşan bir müzik icra etse de 2013 yılında çıkardıkları The Formulas of Death ile birlikte işin rengi tamamen değişti.

2010’lu yılların başında bugün kısaca ocult rock dediğimiz, sludge, doom ve stoner metal/rock etkili, daha saykodelik, 60’lar ve 70’ler underground rock sound’una saygı duruşu niteliğinde bir müzik türü metal dinleyicileri arasında popülerlik kazanmaya başladı. Sanırım bu popülerliğin meyvelerini en çok Ghost topladı dememiz de hiçbir sakınca yoktur. Okült rock gruplarının yeniden yükselişine değinmemiz gerekiyordu, çünkü Tribulation The Formulas of Death ile birlikte artık müziğinin içinde ciddi oranda ocult rock katmıştı. Hatta daha doğru ifade edelim, yer yer davul temposunun arttığı birkaç bölümü saymazsak Tribulation scream vokalli bir okült rock grubu olmuştu! The Children of the Night ile birlikte artık Tribulation’un kimliği tam anlamıyla oturmuştu. Bu albümü ilk dinlediğimde sosyal medyada The Cure ve The Doors birleşse ve çok hafifçe black metale bulansa ortaya çıkacak müzik bu olurdu yazmıştım. Sanırım hala bu saptamamım arkasındayım.

Down Below’a gelirsek… Albüm Tribulation’un oluşturmak için üç albüm boyunca uğraştığı o müzikal atmosferin içinde, adeta ölü bir yıldız gibi sizi içine çekmeyi başaran, zamasız bir şahaser. Şarkılar çoğu zaman standart pop-rock trafiklerinin genişletilmiş versiyonları üzerine inşa edilmiş. Fakat tercih edilen bu standart trafikler içerisinde -topluluğun kendi kimliği için baz aldığı saykodelik rock müziğinden bekleyebileceğiniz gibi- “ayrıca” bir müzikal zenginlik söz konusu. Bu zenginlik de metal archives’daki “progressive” sıfatının sebebi. Davul ritimlerinden, bas gitarlara, ritim gitarlardan lead gitarlara kadar, müziğin tüm bileşenlerinde koyu/karanlık, fakat zarafet derecesinde bir estetikte icra edilmiş bir renklilik söz konusu. Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim, neredeyse her şarkıda size hmmm ya da vayyyy dedirtecek bir pasaj, bir numara muhakkak bulacaksınız.

Down Below’un 2018’inin başında çıkmış olmasına rağmen birçok yayın tarafından yılın albümleri listesine gireceğine kesin gözüyle bakıyorum. Eğer 2018’in sonunda Cemiyet olarak biz de bir liste hazırlarsak, bu albümün o listede de olacağını biliyorum. Üstelik Down Below’un sadece bu yılın değil, grubun kariyerinin de en iyi albümü olduğunu düşünüyorum. The Children of the Night’ı çok sevmiş, tüm albümü keyifle dinlemiştim. Ama genel olarak The Children of the Night benim gözümde tek bir hit’ten oluşan bir albümdü (Strange Gateways Beckon… ki gerçekten muazzam bir şarkıdır, dinlemediyseniz bu yazıyı okumayı bırakın ve hemen dinleyin).

Down Below bu anlamda da benim için çok özel bir albüm. Albümün klip şarkısı The Lament, Nightbound, Subterranea (13 mayısta verecekleri konserde Down Below!!! diye bağıracağımız anı iple çekiyorum!!!) ve The World gibi hitlerle dolu. Özellikle The World’ü o kadar sevdim ki ilk okullarda ders olarak okutulması gerektiğine inanıyorum.

Sanırım Down Below’un çok çok iyi bir albüm olduğunu düşündüğümü ifade edebilmişimdir. İncelemenin başında sorduğumuz sorunun cevabına gelince… Tabiri caizse hiçlikten gelen “muazzam soundlu bir proje” grubundan ziyade ilk albümünden bu zamana kadar ki evrimine şahit olduğumuz, canlı, yaşayan, organik ( ve vegan… ehi) bir grup Tribulation. Dolayısıyla hem topluluk hem de Down Below gördükleri ilgiyi fazlasıyla hak ediyor…

NOT: 13 mayıs’ta Tribulation İstanbul’da konser verecek. Tekrar hatırlatalım!!!

 

Down Below is featured on @revolvermag’s Most Anticipated Albums of 2018: https://www.revolvermag.com/music/30-most-anticipated-albums-2018#tribulation #tribulation #downbelow #estersegarra

@ tribulation_official‘in paylaştığı bir gönderi ()

Tribulation - Down Below Albüm İncelemesi
Tribulation – Down Below Albüm İncelemesi

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir