Abkehr – In Blut

Abkehr-In Blut-Musiki Cemiyeti

Abkehr – In Blut ile üçüncü kez Alamanya’dan bize ulaşan bir Black Metal ikilisi. Bu iki kişilik proje daha önce de karşıma çıkmıştı. Her iki yılda bir benzer temada albümcük çıkarıyorlar. İlk icraatları In Asche, ikincisi ise In Feuer. Şimdi de In Blut. Bu kanlar içindeki albümcük de öncekiler gibi yarım saat civarı ve I, II, III ve IV şeklinde acayip yaratıcı şarkı adlarına sahip. Albüm kapakları bile birbirine çok yakın. Konsept bütünlüğü, minimalizm ve tutarlılık konusunda benden tam puanı şimdiden almayı başarıyorlar. Albüm kapağındaki “Petruskreuz” iddialı olmuş. Eğer elemanların kafalarındaki proje bir triloji ise geçtiğimiz Mayıs ayında çıkan In Blut trilojiyi nasıl kapatıyor gelin biraz daha yakından inceleyelim.

Abkehr – In Blut

Alman Black Metali’ni genel olarak özellikle son yıllarda daha fazla takip etmeye başladım. Kabaca yorumumun ikinci dalga norveç black metalinin bir nevi reenkarnettini gibi olmaları yönünde. Genel olarak başarılı olsalarda beni yürekten yakalayan çalışma olmadı ve standard diyebileceğim işlerle karşılaştım. Ama Black Metal konusunda Hans’lar epey aktif. Ülkeden yılın 365 günü çıkan farklı albümler dinlemek kolay. Şimdiden diyebilirim ki In Blut yığınla çıkan black metal albümleri arasında beni gerçekten çok tatmin etti.

Black metalin çiğ havasına ve tavizsiz ruhuna sahip çıkarak lo-fi konusunun suyunu çıkarmadan acayip sağlam atmosferik ve şeytani bir çalışmaya imza atmışlar. Darkthrone’nun ilk dönemlerindeki buz gibi havayı albümde solumak mümkün. Black metalin dinleyiciyi hipnotize eden minimalist, kendini tekrar ederek savaşa hazırlayan, zafer kokan tremolo gitarlarını dinlemek beni şu dönemde epey gaza getirdi. Mgla’nın bile takdir edebileceği bir gitar işçiliğini albümde bulmak gerçekten keyifli oldu. Ne yazık ki Black Metal dışında hiçbir metalin alt türü bana bu hazzı ve duyguyu yaşatamıyor. Bu hazzı yakaladığımda da albüm kafandan gözümde diğer örneklerin birkaç level üstüne çıkıyor.

Abkehr – In Blut

Albümcük için tekrar dinle butonuna tıklamaktan hiç gocunmadım. Tekrar tekrar dinlemekten hiç sıkılmayacağım tarzda bir albüm çünkü. Black metalin en saf formununu 2021’de hala keyif aldırarak dinletebilmek bence bir başarı. Arpejlerin double pickler ve double basslarla uyumu harika. Vokaller ise benim sevdiğim şekilde bilinçli olarak 90’lara iyi bir atıf olsun diye icra edilmiş. Albümdeki atmosferin karanlık bir hava yaratmakta hiç zorlanmadığı aşikar. Özellikle araya serpiştirilen ölçülü klavyeler karanlık havayı yaratmada etkili olmuş. Bu tarz bir atmosfer, daha önce Türkiye’de haziran ayında hiç tanıklık etmediğim iskandinav yazlarını andıran yağmur, sis ve dolunun getirdiği soğuk havayı, güzelce tasvir ediyor. Haziran ayında daha önce hala yorganla yattığımı hatırlamıyorum. Küresel ısınma sen nelere kadirsin!!

Konuya dönecek olursak albümde hiç mi kötü birşey yok? Tek bir şey var ki o da epey önemli: III. Üçüncü şarkı kötü bir şarkı bence. Diğerlerine göre epey geride bir çalışma olmuş. Albümcükte de dört tane şarkı olduğuna göre albümün 25%’inin kötü olması gerçeğini gözardı edemiyorum. Şimdi düşünüyorum da kötü derken sıkıcı demek belki daha doğru olur. Onun dışında Black Metalin saf ve çiğ formunun yengisini tatmak isteyenler için albüm mutlaka dinlenilmesi gereken bir çalışma. Gündüz, güneş altında kuş sesleri arasında dahi dinleseniz sizi sise ve karanlığa götürecek bir albüm. Başta dediğim gibi ikilinin aklındaki müzikler bir triloji ise, bu albümcük trilojinin en iyi çalışması. Eğer yok buna benzer konseptte daha fazla çalışma çıkacaksa dördüncüsünü şimdiden merak ediyorum.

PS: Kapanış şarkısına ayrıca dikkat edin!

80%
İyi
  • Back to Black Metal

Yorum bırakın!

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept