Amorphis – Queen of Time

0
75%
Güzel

Evet güzel ama Amorphis'in tekrardan cesur albümler yapma vakti gelmedi mi?

  • Albüm Notu

Queen of Time albüm incelemesi. Amorphis Avrupa metal sahnesinin en özel, en kendine has gruplarından bir tanesi. Kariyerine death/black metal olarak başlayıp sonrasında oldukça radikal değişimler geçiren topluluğun bugün tam olarak ne tür müzik icra ettiğini tarif etmesi oldukça zor. Evet bugün Amorphis’in icra ettiği müziğin şu metal diyebileceğimiz tam bir yeri olmamakla beraber bir çok gruba Amorphis gibi diyebiliyoruz. Sanırım bu Amorphis’in neden bu kadar özel bir grup olduğunu az çok açıklıyor. Ve elbette asıl konumuz, bu çok özel grup bugün onüçüncü albümü Queen of Time ile tekrar karşımızda!

Topluluğun kariyerini eğer üç dönemden ibaret olarak kabul edersek (Elegy’e kadar olan birinci, Tuonela – Far from the Sun ikinci ve Eclipse sonrası üçüncü) Queen of Time yeni bir çağ açmaktan ziyade Eclipse dönemini devam ettiren bir albüm. Bu dönem içinde Queen of Time’ı da sayarsak yedi albüm çıkartan topluluk, elbette Eclipse’den bu yana müziğini geliştirmeyi sürdürdü (kendini tekrar edip etmediğini şimdilik tartışmayalım isterseniz). Ama asıl şaheserlerini kalıpsız bir formda, cesurca yeni şeyler denerken bulan bir grup olduğuna inandığım Amorphis için 7 albümdür aynı çizgide gidiyor olmak bence inanılmaz derecede “tehlikeli” bir güvenli patika.

Queen of Time’a baktığımda kendisinden önceki 6 albümde öne çıkan karakteristik Amorphis tınılarının yeni fakat çok da farklı olmayan bir mozaiğini görüyorum. Son dönem folk etkisi, kimi zaman melodik death metal, kimi zaman power metal gibi hissettiren rifler, bazen artan bazen düşen tansiyon ve tempo, yırtıcı scream, yıkıcı brutal ve naif derecede romantik temiz vokaller. Ama Queen of Time kesinlikle sadece bunlardan ibaret bir albüm değil. Albüm çıkmadan önce yayınlanan trailer’larda Queen of Time için Under the Red Cloud with Steroid diyordu grup elemanları. Ben bunu daha yüksek tempo, daha fazla brutal vokal ve daha fazla distorşın olarak yorumlamıştım.

Aslında kastedilen şey müzikal zenginlikmiş. Queen of Time oldukça dolu bir albüm. Albümde dört buçuk dakikanın altında bir şarkı yok ve her şarkı bileşenlerinin zenginliğiyle size adeta müzikal bir ziyafet sunmak için kurgulanmış gibi. Klasik brutal vokal üstüne temiz vokalli, eşilik edilebilir nakarat formülünün yanı sıra, neredeyse her şarkıda ekstra bir numara, bir genişleme çabası var. The Bee ve Wrong Direction’ın adeta The Way’i unutursak yüreğimiz kurusun diyen açılış rifleri, Message In The Amber’in koroyla birlikte birden Dimmu Borgir şarkısına dönüşmesi (hatta direk Interdimensional Summit olması ve hemen ardından kendini Skyrim soundtrack’i zannetmesi), Daughter of Hate’in saksafon solosu, The Golden Elk’in arabesk derecede oryantal kısmı (ut mu o?), Heart of The Giant’ın lan bu bildiğin kılıçlı kalkanlı power metal dedirten açılışı, We Accursed’ın ikinci dakikasının ortasında birden Jethro Tull şarkısına dönüşmesi gibi enteresan numaralarla dolu bir albüm (Anneke’nin konuk vokalist olarak yer aldığı Amongst Stars’ı da es geçmeyelim). Evet sanırım Queen of Time için diyebileceğim yegane şey budur. Queen of time dolu hatta dolu dolu bir albüm.

İkinci paragrafın sonunda bahsettiğimiz güvenli alan var ya. Grubun beyni gitarist Esa Holopainen bence o güvenli alanın yarattığı tehlikenin gayet farkında. Fakat diğer taraftan tekrardan amorf bir hale bürünüp yeni şeyler denemek de istemiyor gibi. Zira orada oynan büyük bir kumar var ve her ne kadar bir şekilde bu kumardan üç kez kazanarak çıkmayı başarmış olsalar da Tuonela sonrası dönemde yaşanan düşüşü tekrar yaşamak kesinlikle istemiyorlar. Eclipse çıktığında Tomi’nin gruba katılmasıyla birlikte kaybolan yıllarımızı geri kazandık gibi bir açıklaması olmuştu Esa’nın. Bu yaştan ve 12 albümden sonra artık kaybedecek yıllarımız kalmadı diyor olabilirler. Makul. Ama işte dedim ya tehlikenin de farkındalar. Queen of Time’ın bu kadar dolu dolu olmasının en önemli sebebi güvenli alandan çıkmadan tehlikeyi bertaraf etmeyi istemek gibi geliyor bana.

Peki bunu başarıyor mu?

Sanırım bu sefer de dolu doluğunun kurbanı oluyor Amorphis. Queen of Time kesinlikle çok zengin bir albüm ve dinlediğiniz herşey kulakta güzel izler bırakıyor. Fakat bu kadar lezzetli, zengin, gurme yemeklerle dolu bu sofradan kalktığınızda aklınızda hiç bir yiyecek kalmıyor sofranın kendisinden başka. Öne çıkan, beni bam telimden yakalayan birşey bulmakta zorlandım bu güzel albümün içinde. Queen of Time, Eclipse döneminin güzel ve zengin bir devamı niteliğinde ama bana göre Circle, Silent Waters ya da Eclipse’in kendisi kadar vurucu ve çekici bir albüm değil. Belki de Amorphis’in tekrar cesurca bir şeyler deneme vakti çoktan gelmiştir.

 

Leave A Reply

Your email address will not be published.