Bleed From Within Fracture albümü ile İskoçya’dan bizlere 2020 yılında tekrar merhaba diyor. Grup metalcore/deathcore ve modern metalin önemli isimlerinden biri. Gerçi metalcore ya da deathcore bence dönemsel bir türlerdi ve bu dönemler bitti. Ama Bleed From Within bunlar arasından sıyrılmayı başarmış bir grup ve türün son kalan örneklerinden. Bakalım Bleed From Within Fracture ile bizlere günümüzde neler sunuyor?
Fracture grubun EPleri saymazsak beşinci stüdyo albümü. 2018’deki geri dönüş albümleri olan Era’dan sonra da ikinci albümleri. Era çok iyi bir geri dönüş albümüydü ve soundu grubun epey olgunlaşmıştı. Bu süreci Bleed From Within Fracture ile devam ettiriyor. Albümün soundu; modern groovelar, hooklar ve kızgınlık, öfke ve nefret duyguları kusan boğaz vokalleri ile desteklenen bir yapıda dinleyiciye sunulmuş. Albüm bu tarzın geleneklerine sadık bir yapıda ilerliyor. Fazla radikal ve deneysel girişimler yok bu yüzden tarzda çığır açan bir durum söz konusu değil. Ama bu albümdeki müziğin olgun, oturaklı, ne yaptığını bilen ve dinleyicinin ne beklemesi gerektiğini daha ilk şarkıda hissetiren karakterinden herhangi birşey götürmüyor.
Müzik groove ritmlerin, breakdownların çok ön planda olduğu bir karakteristiğe sahip. Melodiler de bu kavramlar çevresinde şekillenmiş. Grubun konserlerinin epey gaza getireceği aşikar. Müzik tam bir konser müziği. Yazılan rifler çok gaz ve sert. Melodilere ve vokallere eşlik eden lead gitar tınıları oturaklı. Sololar da öyle. Kullanılan djent kısımları her ne kadar klasik dinleyicilerin pek hoşuna gitmeyebilecek olsa da benim hoşuma gitti. İlginç bir katman aksaklık katmış melodilere. Grubun şarkı içlerindeki geçişlerde kullandığı yöntemler epey başarılı. Özellikle riflerin buralarda döktürmesi belki de albümün en güçlü yönlerinden. Bateristi de bu konuda tebrik etmek gerekli. Tuşeleri çok sağlam ve yazdığı ataklar ve twinler kalite kokuyor. Bu tarz müziklerde ister istemez teknik konulara daha çok dalıyorum. Zira müzik dediğim gibi çok öfkeli ve kızgın. Bundan dolayı teknik detaylar bu duyguları şekillendirmede kullanılan başlıca yapı.
Albümde 10 şarkı var ve bence bu sayısı gereksiz. 5 veya 6 şarkı olsa daha efektif olurmuş. Filler diyebileceğim şarkı sayısı çok bence. İşte zaten belki de mainstream metalin en büyük problemi burada yatıyor. İlla albümü doldurmak için gereksiz bir sürü şarkı yazmak zorunda kalıyor gruplar. Bu da grupların bence üretkenliklerini baltalıyor. Bu yine de şarkıları tavsiye edeceğim şarkılar dışında kalanları hiç dinlemenize gerek yok anlamında değil. Her şarkıda akılda kalıcı olabilecek hooklar ve rifler yazmayı başarmışlar. Albüm dediğimiz gibi bir rif albümü bunu da sanırım ritm gitariste borçlu. Bu gitaristin arada kullandığı temiz vokallerin ise daha fazla kullanılmasını isterdim. Metalcore sık sık kullanılan bu teknik bu albümde çok daha iyi olabilirmiş. Ek olarak bu albüm de bir modern metal klasiğine dönüşen Loudness War’dan nasibini alıyor ve kulaklara dinlenmesi için fırsat tanımıyor.
Bleed From Within Fracture ile bana Lamb of God‘ı fazlasıyla hatırlattı. Onların tarzına yakın rifler çokça kullanılmış. Aradaki fark ise djent ile kesik ve keskin geçişlerde yatıyor. Albüm modern metalin iyi örneklerinden bir tanesi. 2020 yılında bu tarz bir müzikten ancak bu kadarı olur. Lamb of God fanlarının ilgisini bu albüm çekmeyi başaracaktır ki benim de öyle oldu. The End Of All We Know ile A Depth That No One Dares şarkılarına mutlaka kulak kabartın. Albüm yüksek enerjisi ile sıkı bir albüm ama işte eh. Cümlenin sonunda neden eh dediğimi merak ediyorsanız The Human Abstract grubunun Nocturne albümünü dinleyiniz. Elimde olmadan bu tarz müzikte her albümü onunla kıyaslıyorum. Belki de haksızlık yapıyorum. Karar sizin.


Bir yanıt yazın