Empyrium – The Turn of the Tides

0
80%
Güzel

Topluluğun ilk dönemlerinde icra ettiği müziğin çok daha kaliteli ve modern hali. Fakat sizin sevdiğiniz Empyrium bu olmayabilir.

  • Albüm Notu

The Turn of the Tides incelemesi | Empyrium konserlerine sadece 1 gün kaldı! Ve Musiki Cemiyeti ilk dosya konusunu tamamladı! Konser gününe kadar tüm Empyrium albümlerinin incelemesini yapmayı başardık (A Retrospective ve Into the Pantheon’u albümden saymadık :)). Diğer incelemelerimizi de okumak isterseniz sizi Empyrium sayfamıza alalım. İlk küçük dosya konumuzu bitirmiş olmanın heyecanını sizinle paylaşmış da olduk, artık albüme geçebiliriz :).

2014 yılında çıkan The Turn of the Tides şimdilik topluluğun yayınladığı son albüm. Dikkatli okurlarımız Weiland’ın 2002’de yayınlandığı hatırlayacak ve aradaki 12 yıllık boşluğu merak edecektir. Hemen izah edelim, Weiland çıktıktan bir kaç yıl sonra Empyrium dağıldığını açıklamıştı. Metal Archives’ın dediğine göre 2010 yılında topluluk tekrar bir araya geldi ve bu geri dönüşün sonucu (ayrıca dört yıl daha bekledikten sonra) olarak 2014’de The Turn of The Tides çıktı.

The Turn of rhe Tides bir geri dönüş albümü diyebilirsiniz. Fakat ben onu geri dönüşten ziyade yeniden doğuş albümü olarak okumayı daha doğru buluyorum. The Turn of the Tides öncüleri olan Where at Night the Wood Grouse Plays ya da Weiland’in doğrudan takipçisi olmak yerine A Wintersunset… ile Songs of Moors & Misty Fields dönemine yakın durmayı tercih eden bir albüm.

The Turn of rhe Tides ile elektro gitar ve davul tekrardan sahnenin önünde kendine yer buluyor, bu sanırım en önemli değişiklik. Where at Night the Wood Grouse Plays ile arasındaki en temel fark bu. Şarkıların trafikleri, kompozisyonları ve duygu durumunu aktarım biçimi de Weiland ile arasındaki farkı oluşturuyor. Elbette bu yeniden doğuş, tekrar “genç olma” sırasında topluluğun müzikal deneyimi etkisini yoğun biçimde gösteriyor.

Thomas Helm vokal performansıyla dinleyicileri büyülemeye devam ediyor. Özellikle albümdeki favori şarkım olan In the Gutter of This Spring’deki performansına hayranlık duyuyorum. Bu arada In the Gutter of This Spring bence albüm içindeki en özel şarkı. Thomas Helm’in muhteşem vokal performansı, büyüleciyi akustik lead’i ile kesinlikle başyapıt niteliğinde bir parça. Şarkının ortasındaki akustik lead’den elektro gitarlara geçiş sırasında yaratılan tansiyon ve devamındaki katharsis hali ise o kadar görkemli, vurucu ve dokunaklı ki, hem gözleriniz doluyor hem de tüyleriniz diken diken oluyor.

Ve işte albümün problemi de burada başlıyor. Albüm genelinde In the Gutter of This Spring’in yaratmayı başardığı etkiyi başka bir şarkı yaratmayı başaramıyor. Albüm genelindeki şarkıların hiçbirisi için kötü diyemem, hatta albüme adını veren kapanış parçasının başlangıcında yarattığı atmosferi etkileyici bulduğumu söyleyebilirim fakat bunlar bir Empyrium albümünde aradığımı bulmama yetmiyor.

Kendi adıma Empyrium’un bir kere daha Where at Night the Wood Grouse Plays gibi bir albüm yapmasını beklemiyorum. O albümün kendi zamanına ait bir naifliği, büyülü bir gerçekçiliği vardı ve tekrar oraya dönmeyi beklemek anlamlı değil. Fakat Weiland vari bir albümü beklemek o kadar da gerçek dışı değil. The Turn of The Tides benzer bir olgunluğun sonucu, benim kursağımda kalan yer ise müzikal tercihlerin çizdiği rota. Eğer albüm genelinde In the Gutter of This Spring gibi topluluğun kariyerinin ilk ve son dönem özelliklerini bir potada eriten bir yaklaşım olabilseydi sanırım düşüncelerim daha farklı olurdu.

Ne yazık ki The Turn of the Tides bunu yapmak yerine A Wintersunset… ile Songs of Moors & Misty Fields albümlerinin modern (ve dolayısıyla bir çok açıdan çok daha kaliteli) bir devamı olmayı tercih ediyor. Hali hazırda topluluğun bu dönemlerini daha çok seven bir doom/folk hayranıysanız ne kadar da şanslısınız. Fakat topluluktan en kötü ihtimalle Der Weiher gibi şarkılar bekleyen bir dinleyiciyseniz (konserde çalsalar ne güzel olur) haberlerim çok da iyi sayılmaz. Ebette benim topluluktan beklentimin daha farklı olması The Turn of the Tides’ın iyi bir albüm olduğu gerçeğini kesinlikle değiştirmiyor. Özellikle doom ve folk kelimeleri sizi heyecanlandırıyorsa ve bu albümü hala dinlemediyseniz hemen titreyin ve kendinize gelin, The Turn of the Tides sizi mest edecek!

Bu inceleme ile konser öncesi topluluğun albümlerini tekrar hatırlamak için çıktığımız yolculuğun sonuna gelmiş bulunmaktayız. Umarım sizler de bizim kadar keyif almışsınızdır. Bu ve diğer tüm incelemelerimiz için yorumlarınızı ve albüm puanlarınızı hem çok merak ediyor hem de heyacanla bekliyoruz. Sizlere şimdiden güzel bir konser diliyoruz, konserde görüşmek üzere!

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.