Empyrium – Weiland

0
90%
Başyapıt

Hem türün hem de grubun en olgun, en dolu ve en progresif işlerinden biri

  • Albüm Notu

Weiland Albüm incelemesi |  Empyrium konserine sayılı günler kala topluluğun albümlerini incelemeye devam ediyoruz. Geçtiğimiz hafta topluluğun en önemli albümü olduğunu düşündüğüm (ve aynı zamanda en çok sevdiğim albümleridir) Where At Night The Wood Grouse Plays’i incelemiş ondan önce de A Wintersunset… ve Songs Of Moors And Misty Fields albümlerine yer vermiştik. Weiland incelemesinden sonra sırada The Turn of the Tides olacak (A Retrospective… ve Into The Pantheon’a yer vermeyeceğiz, onları albümden saymıyoruz). Bu arada konser öncesi Metalperver’in Empyrium röportajına da göz atmayı ihmal etmeyin.

Daha önceki incelemelerimizde Empyrium’un ilk iki albümünde kimliğini oluşturmaya çalıştığını ve üçüncü albümde kimliğin ideal formuna kavuştuğunu yazmıştık. Topluluğun 2002 yılında yayınlanan 4. Albümü Weiland’ı Where at Night the Wood Grouse Plays ile oturan kimliğin daha da olgunlaşmasına ve ek olarak progresifleşmesine şahit oluyoruz.

Tamamen Almanca sözlerle yazılmış olan Weiland’in topluluğun diğer albümleriyle arasındaki en temel ve en büyük farkın bestelere yaklaşım biçimi olduğuna inanıyorum. Weiland üç bölümden oluşan bir albüm. 1 ile 6. Şarkılar Heidestimmung bölümünü, 14 dakikalık süresiyle Waldpoesie ikinci bölümü ve 8. Şarkıdan son şarkıya kadar olan bölümde Wassergeister bölümünü oluşturuyor. Her bölüm anlattığı hikaye doğrultusunda değişken duygusal temsillere sahip. Özellikle Heimwarts, Fortgang ve Waldpoesie gibi uzun şarkılar klasik müzik eserlerinde görmeye alışkın olduğumuz progressive kompozisyonlara sahip. Değişken ruh halleri, ayrıksı duran ama bütünü oluşturan pasajlar ve sırasını bekleyen sabırlı fakat zengin enstrümanlar.

Elbette Weiland’ın Empyrium’un kariyerindeki yerini önemlileştiren (ya da kendi içinde önemli bir albüm olmasını sağlayan) tek unsur diğer albümlere göre daha “klasik müzik” gibi olması değil. Bir kere Where at Night the Wood Grouse Plays’de konuk sanatçı olarak yer alan Thomas Helm bu albümle birlikte topluluğun kadrolu üyesi haline geliyor ve muazzam vokal performansıyla tüylerimizi diken diken etmeye devam ediyor. Tüm bunlara ek olarak klasik gitar, yan flüt ve piano üçlüsüne yaylılar da dahil oluyor ve davul tekrar enstrümanlar arasında yerini alıyor. Klasik müzik etkisinin bu kadar yoğun olduğu bir albümde yaylılar gayet tahmin edilebilir bir tercihken, özellikle davul kullanımının şarkılara kattığı enerji şaşırtıcı derecede muazzam. Açılış parçası Kein Hirtenfeuer…’in birinci dakikasının başı ve Waldpoesie’nin sonundaki iki buçuk dakikalık bölüm buna en güzel örnekler.

İlk albümünden beri melankoliyi, doğayı ve her ikisinin çevresinde gelişen pastoral temayı odak noktasında tutan Empyrium Weiland ile yaptığı müziği ne kadar ileriye götürebileceğine dair iddialı bir denemede bulunuyor. Üstelik bunu inanılmaz olgun bir şekilde yapıyor. Kişisel olarak hala favori Empyrium albümüm Where at Night the Wood Grouse Plays olmakla beraber, Weiland’in hem müzikal hem de hislerini ifade ediş şekli olarak öncüsüne göre çok daha olgun, zengin ve ilerici bir albüm olduğunu düşünüyorum.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.