Empyrium – Where at Night the Wood Grouse Plays

0
90%
Klasik

Sadece Empyrium'un kimliğini tamamladığı albüm değil aynı zamanda da Neo Folk'un en önemli, en güzel albümlerinden bir tanesi.

  • Albüm Notu

İstanbul konseri öncesinde tüm Empyrium albümlerini inceleme yolculuğumuzun sıradaki durağı Where at Night the Wood Grouse Plays. Dürüst olacağım, A Wintersunset ve Songs of Moors & Misty Fields albüm incelemelerinin bitip sıranın bu albüme gelmesini heyecanla bekliyordum.

Fakat bir noktada sıranın bu albüme gelmesiyle birlikte oldukça zorlanacağımı da biliyorum. Where at Night the Wood Grouse Plays öyle bir albüm ki onu düşündüğünüzde albümün kendisinden çok albümün sizde hissettirdiği duyguları, o albüm çalarken biriktirdiğiniz anıları anlatmak istiyorsunuz. Baya baya size bu albümü alış hikayemi anlatmak isterken buluyorum kendimi. Oysa siz zaten albüm incelemelerinde yazarın hayat hikayesini okumak istemediğiniz için Musiki Cemiyeti’ni seçtiniz… (çirkin oynadım farkındayım).

Tamam biz işimize dönelim. 1999 yılında yayınlanan Where at Night the Wood Grouse Plays Alman topluluğun 3. Albümü ve tamamen akustik bir albüm. Ayrıca topluluğun asıl formunu bulduğu albüm. Bir metal grubunun distorşını bırakıp akustik müzik yapmaya başlamasını radikal bir değişim olarak görebilirsiniz. Fakat Empyrium’un müzikal gelişimini takip ederseniz bu noktaya ilk iki albümündeki yaratıcı tercihler sayesinde geldiğini kolaylıkla görebilirsiniz (bu noktaların altını incelemelerde çizmeye çalıştım). Dolayısıyla bu albümle topluluğun akustik müzik yapmasını radikal bir değişimden ziyade doğal ve olgun bir sonuç olarak değerlendirmeyi daha doğru buluyorum. Bu arada hala bu albüme Ulver – Kveldssanger diyerek parmak sallayanlar varsa onlara hiç bulaşmayın. İtle kopukla ne işiniz var sizin kuzum?

Where at Night the Wood Grouse Plays dediğim gibi Empyrium’un asıl formunu bulduğu albüm. Bu albümden sonra çıkan diğer iki albümün bu formun genişlemeleridir. Akustik arpejler, akustik pastoral lead riffler, Markus ve Thomas’ın vokal performansları (özellikle Thomas’ın performansı!!!), aptal klavye tonlarının yerini alan yan flüt ve koro vokaller. Hepsi olabildiğince sade ve bir o kadar güzel bestelenmiş. Kusursuza yakın icra edilmesi de cabası.

Albümün bu kadar kulak dostu oluşu ve yarattığı büyülü hüzünlü atmosfer, onun herkes tarafından sevilebilir olmasını sağlıyor. Müzik zevki en alakasız müziksever bile bu albüme kötü demeyecektir. Sıkıcı bulabilir, basit bulabilir, karanlık ya da aşırı melankolik bulabilir (ki dönem dönem bu sebepten albümü dinleyemez hale geliyorum) ama kötü ya da çirkin demeyecektir (diyorsa da Allahsızdır :P)

Where at Night the Wood Grouse Plays albüm kapağından (orjinal basımı çok çok güzeldir, internetten içindeki fotoğrafları bulup bakmanızı öneririm, bu krizde gidin al diyemiyorum 🙁 ) şarkı sözlerine kadar her şeyiyle hüzüne ve melankoliye dair yazılmış buram buram orman kokan duru bir ağıttır. Bazen hüzün bazen huzur hissettiren, pastoral havası yüzünden günlük şehir hayatında her zaman size eşlik edemeyen bir albüm olduğu doğrudur. Fakat evinizden ayrılmadan bir sonbahar ormanında kaybolmak istiyorsanız Where at Night the Wood Grouse Plays’in mum ışığı eşliğinde yarattığı mucizeleri muhakkak görmelisiniz derim.

Metal Archives Empyrium sayfası

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.