Michael Romeo – War of the Worlds Pt 1

Michael Romeo - War of the Worlds Pt 1
80%
Döndüre Döndüre Dinliyorum

Fazlası var, eksiği de var.

  • Albüm

War of the Worlds Pt 1. Progresif metalin özgün gruplarından Symphony X, 2011 yılında çıkardığı Iconoclast gibi şaheser bir albümden sonra 2015 yılında çıkardığı Underworld albümü ile dinleyicilerini biraz üzmüştü. Akabinde grup biraz dinleneceğini açıklamış ve vokalist Russel Allen Adrenaline Mob ile çalışmalarına devam etmiş, bas gitarist Mike Lepond ise Ross the Boss ile turneye çıkmıştı. Russel Allen’ın Adrenaline Mob ile turnede geçirdiği ve grubun basçısının ve tur menajerinin hayatını kaybettiği kazadan sonra Russel’ın bir süre ara vereceğini tahmin eden grubun ana bestekârı ve gitaristi Michael Romeo, boş oturmak yerine üretmeye devam ederek solo albümü War of the Worlds Pt 1 ile aramıza geri döndü.

Albümden ilk yayınlanan şarkıları dinlediğimde kesinlikle mükemmel bir albüm geleceğini düşünmeye başlamıştım. Öncesinde “Black”, daha sonra “Djinn” ve akabinde de “Fear the Unknown” dinleyicilere sunulmuştu. Michael Romeo albüm ile ilgili yayınlan bir trailer’da ise şarkılarının Symphony X’ten daha farklı olacağını söylemişti ancak ilk yayınlanan şarkılar kesinlikle birer Symphony X şarkısıydı. Özellikle “Black” parçasını dinlerken kendimi şarkıyı Russel Allen söylerken hayal ediyordum. Iconoclast albümü gibi bir ikonik Symphony X albümü tadında bir şarkı “Black”. Albümün de açık ara farkla kesinlikle en iyi şarkısı diyebilirim. Sert, hızlı, sakat ritimler üzerine sunulmuş olan lead gitar süslemeleri ve tabi ki pamuk gibi sololarla leziz bir eser. Progresif metalin thrash öğelerle harmanlandığı mükemmel bir birliktelik. Orkestrasyonun yerinde kullanıldığı ve vokalistin de en iyi performans sergilediği şarkılardan biri. Baştan sona kafa sallayıp, şarkıya eşlik ederken buluyorsunuz kendinizi. “This venomous sting, enf of all things, burns in the night and shifts the palest grey to endless Black!”

“Djinn” ikinci yayınlanan single ve yine bir Symphony X şarkısı bence. Oryantal öğelerle bezenmiş bir şarkı. Ben genelde oryantal öğelerin rock-metal şarkılarında kullanılmasını pek sevmiyorum. Daha doğrusu, istisnalar kaideyi bozmaz ama mevcut örneklerde genellikle abartılı ve zorlama bir şekilde kullanıldığını düşünüyorum. Ancak bu şarkıda tam olması gerektiği gibi yerinde ve nitelikli kullanılmış. “Djinn”, oryantal öğeleri, gitar sololarının coşkusunu ve progresif anlayışı mükemmel bir biçimde birleştiriyor. Orkestrasyon ise şarkıya müthiş bir hava katmış. Kendinizi bir maceranın içinde koşuştururken düşünüyorsunuz. Albümden yayınlanan üçüncü single olan “Fear the Unknown” ise akılda kalan nakaratı ve su gibi akan solosuyla albümün en iyilerinden biri olmayı başatıyor.

Albümün geneline bakarsak, bir filmin konsept albümü gibi bir havası var. Birçok şarkı bir fantastik bilim kurgu filminin açılışında, içinde ve kapanışında çalınıyormuş gibi. Yani bir soundtrack olarak hazırlanmış gibi. Orkestrasyon bazı şarkılarda fazla kullanılmış ve kulağa hoş gelmediği gibi bir noktadan sonra sıkıcı bir hal alıyor. Prodüksiyon tarafına baktığımızda ise sound genel olarak tatmin edici ancak gitarlar bir miktar arka planda kalmış. Davulları ise genel olarak çok beğendim. John Macaluso (Yngwie Malmsteen, Ark, James LaBrie) çok güzel bir iş çıkarmış.

War of the Worlds Pt 1 açılış intorsunun adı “Introduction”. Neden böyle bir isim seçildi bilmiyorum ancak yakışmamış. Açıkçası bir film izlerken intro’nun melodilerinden etkilenebilirdim ama birbirinden kopuk riff’lerden oluşmuş bir şarkı. Albümün ballad rolünü üstlenen şarkısı “Believe” ise 8 dakika 22 saniyelik süresi ile albümün en uzun şarkısı. Şarkının adına uygun çok güzel bir nakarat melodisi var. Bu şarkının beşinci dakikasından itibaren öne çıkan geçiş sizi bir sinema salonuna götürüyor ve devamında sakin bir solo ile tekrar nakarata bağlıyor. Albümün Symphony X’ten gerçek anlamda farklı olan belki de tek şarkısı “F*cking Robots”, albümün zayıf halkası olan da şarkısı benim için. Bir diğer zayıf halka da albümün kapanış parçası Constellations. Tam bir yeni yetme Amerikan metalcisi vokal, vokal melodileri ve bir bütünden uzak karışık melodilerden oluşmuş vasat bir parça.

Vokalin albümdeki genel performansı maalesef kötü. Tek düze, yeni Amerikan metalcore gençliği vokali tarzındaki vokalleri bazı şarkılarda kulağınızı ısırıyor. Bir film havasında olan bir albümde insan daha çok teatral bir vokal duymak istiyor. Her şarkıda aynı ve şarkının her yerinde de aynı vokali duymak kesinlikle kabul edilir bir durum değil. Bu konuda, Michael Romeo’nun vokal seçimini anlayamadım. Hiç olmazsa vokal kayıtlarına müdahale edebilirdi diye düşünmeden edemiyor insan. Bu albüm için vokallerde Jorn Lande olabilirdi ki bu şarkılara da kesinlikle öyle teatral bir ses uyardı diye düşünüyorum. Jorn Lande ile Ruseel Allen’nin Allen&Lande projesini dinlediyseniz, Allen ile Lande’nin seslerinin birbirine ne kadar uyumlu olduğunu duyabilirsiniz. Bu albüme de kesinlikle Lande yakışırdı.

War of the Worlds Pt 1’in tamamından açıkçası Black ve Djinn gibi daha çok şarkı bekliyordum ama yine de bu bereketli 2018 yılında ekstrem metal dışında da kaliteli işler duyabildiğim için çok seviniyorum. Michael Romeo’nun su gibi çalışını ve büyüleyici neo-klasik gamlarını tekrar duymak, Symphony X’in yokluğunda onun melodilerini dinleyebilmek adına şu yaz sıcağında görülen bir serap gibi. Kendisine olan sevgim ve hayranlığım nedeniyle bir miktar iyimser davranmayı seçiyorum ve albümün zayıf halkalarını playlist’imden çıkarıp dinleyeme devam ediyorum.

 

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.