Pearl Jam – Gigaton

Pearl Jam Gigaton Albüm İncelemesi | Musiki Cemiyeti

Gigaton albüm incelemesi | Tarih 26/04/2020 Tüm dünyayı etkisi altına alan COVID19 salgını karantina günleri. Az önce elektrik süpürgesiyle evi süpürdüm. En güzel albüm inceleme yazılarımı tasarladığım zamanlar evi süpürürken bir yandan kulaklıkla yazacağım albümü dinlediğim zamanlardır. Pearl Jam bu şekilde tasarlanmış bir yazıya maruz kaldığını bilse ne düşünürdü acaba? (Okyanus dibindeki bir kum tanesi kadar bile farkına varılmadı)

En sonda söyleyeceğimi ilk başta söyleyeyim: Gigaton biraz grunge, biraz Ramones, biraz Into The Wild karışımı bir albüm olmuş. Zsdwa2”1 (kahve koymaya kalktım, kedi birey klavyeye basıp geçmiş. İbret-i alem olsun diye bırakıyorum bunu böyle)

Albüm hareketli ve güzel bir şarkı olan Who Ever Said ile açılıyor. Sound güzel. Standart kalitede bir Pearl Jam şarkısı.

Superblood Wolfmoon albümün bence en favori ve hit şarkısı. Söylenmesi zor bir şarkı gibi geliyor bana ama yine de araba kullanırken camlar kapalı bir şekilde bağırarak eşlik etmelik. Konserlere şarap sarhoşu çıkan Eddie Vedder’in bu şarkıdaki canlı performansını merakla bekliyorum.

Albümden ilk çıkan single Dance Of Clairvoyants idi. İlk dinleyen herkes kesinlikle çok şaşırmıştır. Pearl Jam tarzının tam zıttında bir tarzda şarkı. Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi grupların bu şekilde farklı şeyler denemelerine hep pozitif yaklaşmışımdır. İlk başta “n’oluyor lan?” demiş olsak da dinledikçe dile dolanan bir şarkı. Kayıtlarda basları Stone Gossard, elektronik alt yapıları Jeff Ament çalıyor. Ve enteresandır şarkıda tüm grup üyelerinin imzası var.

Quick Escape ise adeta Ortadoğu’dan fırlayıp gelmiş gibi bir şarkı. Enteresan sözleri var. Hatta Trump ile ilgili bir bölüm var ki burada öyle bir şey yazılsa, bestelense, bir albüme konup yayınlansa neler olurdu kim bilir. Neyse Silivri soğuktur şim…….

Alright ve Seven O’Clock sanki birbirinin devamı gibi olan 2 şarkı. Lightning Bold esintileri taşıyor. Seven O’Clock’ta yine başkanlarına göndermeleri var. @EGM diyerek emniyeti menşınlıyor, “savcılığa verildiniz” diyor bir sonraki şarkıya geçiyoruz.

Never Destination, albümün Quick Escape’ten sonra düşmeye başlayan tansiyonunu yükseltiyor.

Take The Long Way adeta bir Soundgarden albümünden fırlamış gibi. Baştan sonra Matt Cameron’un imzası olduğu belli. Tek eksiği Chris Cornell vokali.

Albümün bundan sonrası Into The Wild’a evriliyor ve tansiyon yavaş yavaş düşüyor. Buckle Up sempatik bir şarkı. Comes Then Goes güzel bir Seattle işi country şarkısı. Retrograde’i vasat yapan şey gereğinden fazla uzun olması. Tadında bırakılabilirdi. River Cross is Into The Wild esintisinin tavan yaptığı şarkı. Global Citizen yardım etkinliğinde Eddie Vedder bunu klavye ile tek başına çaldı. Bakalım konserlerde nasıl olacak?

İlk baştan söyleyeceğimi en son söyleyeyim: albüm biraz grunge, biraz Ramones, biraz Into The Wild karışımı bir albüm olmuş. 7 sene sonra sana tekrar kavuşmak güzel şey Pearl Jam Bey. Buralara tekrar uğramasan da seviyoruz seni değerli kardeşim…

Pearl Jam Gigaton Albüm İncelemesi | Musiki Cemiyeti
Pearl Jam Gigaton Albüm İncelemesi | Musiki Cemiyeti
70%
Güzel

Ormanda Pearl Jam Gigaton gücündedir

  • Albüm Notu

Yorum bırakın!

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept