Perturbator – The Uncanny Valley

Perturbator - The Uncanny Valley | Musiki Cemiyeti

Perturbator – The Uncanny Valley Albüm İncelemesi | James Kent namı diğer Perturbator, underground synthwave’in tanınmış simalarından biri. 92 doğumlu Fransız arkadaşımızın aslında kökeni black metal. Birçok yerel black metal gruplarında gitarist olarak çalmış ama kreatif farklılıklar ve egolardan sıkıldıktan sonra yüzünü ebeveynlerinden de etkilenerek syntwave dünyasına ve cyberpunk kültürüne çevirmiş. (Ulver’den de etkilenmiş mi acaba?) Yaptığı müziği dark synth olarak tanımlamak yanlış olmaz diye düşünüyorum. Black metalin karanlık dünyasını syntwave ortamına fütüristik bir şekilde taşımayı başardığı için çok taktir ettiğim ve zevkle dinlediğim bir müzisyen kendisi. Tabi burada bir açıklama yapmam gerekli. Black metal derken davullar, gitarlar, scream vokaller beklerseniz hayal kırıklığına uğrarsınız. Müzisyen sanki black metal ruhunu yedirmeyi başarmış.

Konuya dönecek olursak, karşımızda 2016 tarihli The Uncanny Valley albümü var. Konuya ve müziğe yabancı kişiler için iyi bir giriş olacağını düşündüğüm için bu albümü seçtim. Albüm “Neo Tokyo” ile açılıyor (Zaten cyberpunk kültüründe Tokyo adı geçmese şaşarım). Normalde albümlerine intro ile girer kendisi ama burada bam bam yüzünüze çarpar gibi süper bir melodi ve hızla giriyor. Albümün tonunu ve genel anlamda özetini veren bir parça mı acaba diye düşünmeden edemedim dinlerken. Ardından gelen “Weapons for Children” ise temponun düştüğü daha yavaş ve karanlık bir şarkı. Albüm techno etkili “Death Squad” ve jazz denemeli “Femme Fatale” ile devam ediyor. Ne çok iyi ne çok kötü bu şarkılar. Ama işte bundan dolayı müziğe yabancı kişilerin ilgisini çekme ihtimali yüksek şarkılar. Özellikle “Femme Fatale” birçok kişini favori parçası olabilir. Sırada en pop parça “Venger” var. Catchy bir melodi ama fazla mı radio-friendly acaba? Ardından gelen “Disco Inferno” ise daha fazla ilgimi çekti. Yavaş başlayıp tempoyu hızlandırması ve adından da anlaşılacağı gibi disko havasını beğendim.

Buraya kadar albümün ilk yarısının bittiğini düşünüyorum zira sıradaki(Son ikisi hariç) şarkılar hem hız hem de bir bütünün parçaları olarak birbirne daha yakın ve açıkçası benim açımdan daha ilginç; her ne kadar araya “Sentient” gibi müzik videosu da çekilen gereksiz bir parça da sıkışmış olsa da. Hiç fena olmayan “She Moves Like a Knife” ve “Sentient” den sonra beni asıl ilgilendiren “Diabolus Ex-Machina”, “Assault” ve “The Cult of 2112” üçlüsü. Sağlam gitarların ve rifflerin yazıldığı katmanların arasına black metal klavyelerinin bile sıkıştırıldığı karanlık ve ağır atmosferli süper parçalar. Benim için sanırım Dark Synth deyince bu parçalar aklıma geliyor. 

Son iki şarkı ise kapanış parçaları. “Souls at Zero” belli ki deneysel bir çalışma birçok element olmasına rağmen syntwave diyemeyeceğim bir şarkı olmuş. Arada bir tabi müzisyenler kalıpları dışına çıkıp deney yapmak isterler ki hiç problem değil. Bu şarkı deneysel olsa da depresif ve karanlık atmosferinden dolayı bütünlükten uzaklaşmıyor. Albümün kapanışı albüme adını da veren “The Uncanny Valley” ile yapılmış. Vasat bir kapanış bence. Sonuna konan sololar ise neyseki kapanışı kötü yapmaktan kurtarıyor.

Albüm aslında 70 dakikalık süresiyle epey uzun ama sıkılmadan dinletmeyi başarıyor kanımca. Dark Synth dünyasına giriş için yeterince keyif veren bir çalışma. Müzisyeni zaten tanıyanlar içinse deneysel ve kalıpların dışına çıkılmaya uğraşılmış bir albüm olmuş. Benim gibi genel syntwave dinleyicileri ise epey keyif alacaktır. Bu albümü beğenirseniz mutlaka 2014 tarihli “Dangerous Days” albümünü dinleyiniz. Ve bir bakmışsınız Dark Synth sizi pençeleri arasına almış.

Perturbator - The Uncanny Valley | Musiki Cemiyeti
Perturbator – The Uncanny Valley | Musiki Cemiyeti
80%
Çok iyi

Experimental Dark Synth

  • Design

Yorum bırakın!

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept