Rome – The Lone Furrow

Rome - The Lone Furrow Albüm İncemelesi | Musiki Cemiyeti

The Lone Furrow incelemesi | Rome ve sevgili Jerome Reuter… Geçtiğimiz 10 yıl boyunca hayatıma en çok eşlik eden müzikal proje ve arkasındaki değerli isim. Hayatın belki de en zalim döneminde, hayata atılmaya çalıştığım zamanlarda Rome yanımdaydı. Hala da bir parçası benimle. O günlerden derlediğim bir çalma listesi hala avlar beni gecenin bir yarısı yarı sarhoş yarı kalbi kırık eve dönerken, ya da aylak aylak cihangir sokaklarında gezerken (nereye gittiğimi bilmeden).

Ve The Lone Furrow bu değerli müzisyenin 2020 yılının Ağustos ayında çıkardığı son albümü. Neredeyse hiçbir heyecan duymadan beklediğim kendisini. Son birkaç albümle birlikte aramız biraz bozulmuştu. Bu albümle bir şeyler düzelsin, gönlüm alınsın elbette istiyordum. Sadece bunu şu dönemde pek umursamıyordum…

Rome kimdir? Ne tür müzik yapar?

Jerome Reuter tek başına yürüttüğü bir neofolk projesidir. İlk albümü Nera’yı 2006 yılında yayınlamıştır ve o zamandan bu zamana tam tamına 15 albüm çıkartmıştır (konserleri ve üçlemenin ayrı basımını saymıyorum). Yuh… Bu albümler arasında bana göre şaheser niteliğinde işler bulunmaktadır. Genel olarak neofolk türünün en iyi örneklerine imzasını atmış sanatçı bence Jerome Reuter’dır.

Bu arada bana sorarsanız sayın Routers müzisyen olduğundan daha çok bir şairdir. Her duyduğumda tüylerimi diken diken onlarca sözü vardır ve müziğinin en güçlü olduğu yer, önce sözleri sonra da vokalleridir.

Peki aramız neden bozuk?

Çünkü Rome en son tüylerimi diken diken eden hitini The Hyperion Machine’de çıkarttı (Transference – allaam bu ne güzel bir şarkıdır yarabbimmm…). Hall of Thatch karanlık atmosferiyle taktire şayandı fakat işte bu dediğim bir şarkısı yoktu.

Ardından gelen Le Ceneri di Heliodoro ise içinde bana göre iki hit barındırmasına rağmen (One Lion’s Roar ve Who Only Europe Know) The West Knows Best gibi şarkılar yüzünden ağzımda ekşi bir tat bırakmıştı. Bu arada iki albüm için de kötü albüm demem. Hatta incelemelerde fena puanlar da vermemiştim. Sadece bu albümler yüksek beklentilerimi karşılayamıyordu.

The Lone Furrow nasıl bir albüm?

Yıldızlar geçidi gibi bir albüm, doğruya doğru. Albümde 13 tane şarkı var ve bunun altı tanesinde konuk sanatçılar var. Bahsettiğimiz konuk sanatçılar da Pallbearer, Harakiri For The Sky, Primordial ve Behemoth (evet Nergal reis) gibi metal sahnesinden bilindik isimler.

Ne güzel değil mi? Aslında değil. Albüme dair beni rahatsız eden ilk kalem burada başlıyor. Primordial’dan Alan Averill (vokal performansını çok ama çok severim) haricinde diğer sanatçıların hiçbirinin varlığı şarkı içinde ayrışmıyor ve şarkıya bir şey katmıyor. Mesela The Angry Cup. Şarkıda Nergal’in konuk olduğunu daha önceden bilmeden dinlerseniz, sanatçının şarkıdaki varlığını çok rahat kaçırabilirsiniz. Alan Averill’in konuk olduğu Ächtung, Baby! öyle bir şarkı değil. Sevgili Alan’in şarkıda kendine ait bir görevi ve kendisinden beklemediğim türde bir vokal performansı var. Konuk sanatçı işini tüm albümde bir tek bu şarkı layığıyla yapıyor galiba. Ayrıca Alan Averill’in performansı da çok keyifli.

Sanırım bu albüme dair ilginç olarak söyleyebileceğim yegane şey budur. Onun dışında 14 yıllık Rome tarihindeki, atladığım, çok dinlemeden geçtiğim şarkıların Le Ceneri di Heliodoro sosuna bulanıp üzerine yıldızlar serpildiği bir hali ile karışı karşıyayız. Tüm albümde Le Ceneri di Heliodoro hitlerini bile bulamadım. Albümde sevdim bu güzel diyebildiğim tek şarkı The Twain oldu. Nakaratı keyifli cidden. Yukarıda bahsi geçen Ächtung, Baby!’den bile çok etkilendiğimi söylemeyem.

The Lone Furrow hakkında son sözler

Her yıl aralıksız bir albüm çıkartan (hatta bazen bir kaç) Rome için Hall of Thatch’dan beri işler bence yolunda gitmiyor. Şimdiye kadar ki en az sevdiğim/saygı duyduğum Rome albümü dediğim Le Ceneri di Heliodoro’da bile en azından iki tane hit bulabiliyordum eşlik etmekten kendimi alamadığım. The Lone Furrow’da bunu yapabilmek için kendimi zorlamam gerekiyor. Albüme kötü bir albüm demiyorum ama konu Rome olunca idare eder olmak geçer not almaya yetmiyor ne yazık ki.

60%
Vasat

Kötü değil ama Rome harikalarına sahip değil.

  • Design

Yorum bırakın!

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept