Satyricon – Nemesis Divina

Kuzey'in Karanlık Çocukları Ve Yükselen İsyan Bayrağı

0
90%
Klasik

Black metal seviyorsanız muhakkak dinlemiş olmanız gereken bir albüm (tabii henüz dinlemediyseniz)

  • Albüm Notu

Satyricon – Nemesis Divina. 1990’lar kuzey black metalinin yükselişte olduğu zamanlardı. Vikingler yüz yıllar sonra ilk kez tüm dünyayı yavaş ve emin adımlar ile ele geçiriyorlardı. Sanki yeni gelen kış hiç bitmeyecekti. O günlerde bir çok kahraman grup çıktı. Bu gruplar black metal denilen türü daha farklı yerlere taşıdılar. Sanırım bu tarih, bir destan gibi yazıldı. Her grup bu destandaki bir kahraman oldu ve her kahraman verdiği kararlar ile destanın trajediye giden yolunda bir rol oynadı. Kimileri düşüşe ihtişam kattı, kimileri yükselişe görkem. Kimileri ise sadece var olmak ile yetindi.

 

1996 yılına kadar black metal ve kaliteli prodüksyon kavramları bir birinden çok uzak kavramlardı. Güçlü bir gitar tonu, bas gitar sesi, cılız olmayan davullar bir black metal dinleyicisi için oldukça uzak kavramlardı. Bunun da bir kaç sebebi vardı. Satyricon Nemesis Divina ile bir ilke imza attı. Black metal’in ihtiyacı olan güçlü sese giden yolun kapıları bu albüm ile açıldı.

 

Nemesis Divina, halen bir black metal ekolü olan Satyricon’un üçüncü stüdyo albümüydü. Kayıtları Waterfall Studyolarında yapılan albümün prodüktörlüğünü Satyr’in kendisi üstlenmişti. Masteringi Bel Productions da yapılan albümün mühendisliğini Satyr ile birlikte Odd H. Jensen ve Kai Robøle yapmıştı. Üst satırlar da da değindiğim gibi Satyricon Nevesis Divina ile black metale oldukça güçlü bir ses kazandırdı. Temiz ve güçlü tonlara sahipo gitarlar, duyulabilen bir bas gitar ve yürek hoplatan davul tonları. Günümüzde bu kayıt kalitesi kat ve kat aşıldı. Fakat hala bana Nemesis Divina’nın sesi kendi küçük kusurları ile birlikte büyüleyici geliyor. Herşeyden önce günümüzün mekanik tonlarından uzak oluşu müziği zaten içinde olduğunu iddia ettiği orman ruhuna daha yakın tutuyor (çok mekanik sesi olan bir albüm bunu kesinlikle iddia edemez).

 

Nemesis Divina’yı bu kadar özel yapan şeylerden bir tanesi de grubun bu albüm ile tüm müzik piyasasının dikkatini Black Metal’e çekmesinde dir. Bu albümden sonra Cradle, Dimmu ve The Emperor gibi gruplar çok satmaya başladılar. Nemesis Divina, bir nevi black metal dünyasına açılan kapı olmuştu, ana akım metal dinleyicileri için.

 

Albüm The Dawn of a New Age ile başlıyor ve Satyr, This is Armageddon diyerek dinleyicileri uyarıyor. Aslına bakılırsa çok başarılı ve anlamlı bir açılış şarkısı. Sonuçta Nemesis Divina gerçekten de yeni bir çağa açılan kapı görevi görmüştü. The Dawn of a New Age ise Satyricon vari melodik black metal’in son örneklerinden bir tanesi olmuştu. Bilindiği üzere grup bu albümden sonra ciddi tarz değişikliklerine girdi ve çok sancılı dönemlerden geçti. Albümün en güzel şarkılarından bir tanesi olan The Dawn of A New Age, hızlı gitarları değişken trafiği ve yarattığı epik atmosferi (yer yer duyduğunuz klıç sesleri) ile sizi kuzeye çeken bir şarkı.

 

Ekolu bir arpej ile başlıyor Forhekset. Fakat daha arpeje alışamadan elektro gitarlar ve mid tempo davullar ile şarkı rengini değiştiriyor. Rahatsız edici klavye kullanımı ve hızını artıran yapısı ile sürükleyici bir şarkı.Sonlarına doğru oldukça epik bir hal alan şarkı Satyricon’un folk hallerinin son demlerini temsil eden parçalardan bir tanesi.

 

Ne diyebilirim ki? Mother North’u bilmeyen, bu şarkıyı dinlerken kendinden geçmeyen, bu şarkıda anlatılanları anlamayan black metal dinleyicisi varmıdır? Çok kesin yargıya varmayalım, elbette olabilir. Fakat kim ne derse desin, Mother North black metal dünyasının en çok tanılan singlelarından bir tanesi’dir. Şahsen kötü klibine rağmen oldukça etkileyici bulduğum ve halen severek dinlediğim bir şarkıdır. Açılış rifi zaten artık şarkının kendisi kadar kültleşmiştir. Vokallerle birlikte gelen koro örneklemeler artık tarzın neredeyse olmazsa olmazlarından olmuştur. Şarkının ortasındaki groove pasaj, sonraki Satyricon’un temsilcisi olmuştur. Kesinlikle bir efsane.

 

Du Som Hater Gud. Albümün ağır şarkılarından. Metronomdan ziyade ruh hali ile ağır bir parça. Albümün prue black metal olan şarkılarından bir tanesi. Yer yer groove etkiler hissedilmekte. Şarkının vokal trafiği, vurgu stili sonrasında her halde yüzlerce grup tarafından taklit edilmiştir. Şarkının sonunda kendini gösteren piyano ve orkestra şarkıya epik bir hava katıyor.

 

Bu albümde çok sevdiğim bir diğer parça Immortality Passion’dur. Gayet güçlü ve coşkulu bir rif ile başlayan şarkı benzer vuruculukta rifler ile devam ediyor. Sekiz dakikayı aşan süresi boyunca dinleyiciyi sıkmamayı başarabiliyor. Kesinlikle dinlenmesi gereken bir şarkı.

 

Ani ve vurucu başlangıcı ile dinleyici tam alnının ortasından vuruyor Nemesis Divina. İlk vokal partisyonu bittikten sonra şarkı dinleyicinin kendisini toparlamasına izin veriyor. Bir diğer efsane Satyricon şarkısı daha.

 

Albüm enstrümental bir çalışma olan Transcendental Requiem Of Slaves ile bitiyor. Enstrümental demem sizi şaşırtmasın, bin bir klavye örneklemeleri ile kotarılmış iki dakikalık bir kapanış değil söz konusu olan. Örneklemeler var. Fakat daha çok gitarlara arka plan yaratan mekanik sesler şeklinde.

Nemesis Divina black metal tarihinin en önemli albümlerinden bir tanesidir. Tarzı sevenler zaten albüme aşikardır. Fakat türe yeni ısınıyorsanız ya da sadece türü yakından tanımak istiyorsanız kuzeyin asi çocuklarının rock’n roll (now, diabolical kritiği için sizi şöyle alalım) yapmaya başlamadan önce neler yaptığına bir bakmanız sizin için çok iyi olacaktır.

Satyricon Metal Archives sayfası

Leave A Reply

Your email address will not be published.