Skeletonwitch – Devouring Radiant Light

0
80%
Gayet güzel

Hem kolay dinlenebilir hem de sulandırılmamış bir black/death metal örneğiyle karşı karşıyayız. Üstelik çok da güzel.

  • Albüm Notu

Devouring Radiant Light incelemesi. Skeletonwitch bir süredir adını sanını duyduğum, kapak tasarımlarından (ki kapaklara da renk paletlerini algıladıktan sonra detaylı bakmadığımı beyan etmek isterim) Baroness gibi bir müzik yaptıklarını tahmin ettiğim ve (kendime haksızlık ederek) görmezden geldiğim bir topluluktu. Benim için asıl gerçek tanışma bugünkü konumuz olan Devouring Radiant Light albümünün ilk single’ı olan Fen of Shadows oldu. Devouring Radiant Light’ın kapak tasarımının eski albümlerden farklı oluşu ise ayrıca bir rastlantı oldu diyelim.

Albüm hakkında konuşmadan önce isterseniz bu kısa paragrafta Skeletonwitch’in geçmişinden bahsedelim biraz. 2003 yılından beri aktif olan Amerika’lı topluluk Devouring Raidiant Light ile birlikte 6 albüm çıkartmış bir Melodic Death/Thrash metal grubu. En azından Melal Archives’de yazdığına göre. Ben kişisel olarak Melodic Black/Death Metal demeyi tercih ederim. Topluluğa dair söyleyebileceğimiz bir diğer önemli konu da 2016 yılında kurucu üyelerden biri olan vokalist Chance Garnette’in gruptan ayrıldığı ve yerine Wolvhammer ve daha bir çok farklı gruptan tanıyor olabileceğiniz Adam Clemans’ın geçtiği. Ha bir de şu an kadrolu bir davulcuları yok sanırım.

Grup hakkındaki küçük genel kültür paragrafımızı geride bırakıp rotamızı albüme çevirelim. İlk durak albümün ilk single’ı Fen of Shadows. Kesinlikle albümün en güzel şarkılarından bir tanesi. Ve albümden ne beklemeniz gerektiğini dürüstçe gösteriyor olması da cabası. Yer yer Immortal (mesela 1:22’de başlayan riff sizce de At The Heart of Winter’dan fırlamış gibi durmuyor mu?) dedirten blackened/thrash riflerle dolu parça hem pastoral bir melankoliyi hem de koyu renkli (ve yüksek tempolu) bir ihtişamı aynı potada eritmeyi başarıyor. Şarkının ikinci dakikasına girerken ilk kez duyduğumuz lead gitar tonu ise albümün sound’una dair en çok hoşuma giden şeylerden biri. İlgi çekici rifler, bu rifflerin sıkıcılıktan uzak kurgulanmış tekrarları (ve rife geri dönüşler) keyifli bir solo pasajı (öncesinde düşük tempo, akustik bir geçiş) ve sizi alıp götüren hayalet lead gitarlar. Hepsi ustalıkla tasarlanmış ve sonuç gayet güzel.

Devouring Radiant Light yayınlandığında, Fen of Shadows’un bende oluşturduğu gayet olumlu izlenimlerle yaklaştım albüme. Beklentim buram buram kuzey kokan, hem zarif hem de estetik ve tabiri caizse kolay dinlenebilen bir melodic black death metal albümüydü. Albümün ikinci şarkısı When Paradise Fades müziğin türü adına bir an için hadi canım dememe sebep oldu. Ama genel olarak beklentilerimin karşılığını buldum diyebilirim.

When Paradise Fades’de yaşadığımız enteresan durumu hemen detaylandıralım. Topluluk black ve death metal vasıflarını temelinde yatan thrash metal hamuru üzerinden oluşturuyor. Avrupai tonlarda icra edilen günümüz Amerikan Thrash metali. Vokal performansının ve lead gitarların rengi albüm genelinin black/death sularında gitmesini sağlarken, When Paradise Fades bu denklemden black/death’i biraz (tamamen demeyelim) çıkartıp yerine bol bol heavy metal ekliyor.

When Paradise Fades anomalisini kenara koyup kayda geri dönersek. Albümün öne çıkan yönlerinin başında elbetteki hangi tarza yakın durursa dursun oldukça renkli/melodik icra edilmiş gitar rifleri ve ayrıksı tonlarıyla kompozisyonun bütünlüğünü zenginleştiren lead gitar melodileri geliyor. Vokal performansını da çok sevdiğimi söylemem gerek. Mortuus gibi dahiyane vokal fikirleri ya da olağan üstü bir performansla karşı karşıya olmamakla beraber Adam Clemans scream vokalin yırtıcı ve keskin yönünü çok çok iyi kullanan, vokal ritimlerini şarkının içine kusursuzca yerleştiren bir sanatçı. Ve bu öne çıkan yönler her şarkıda gayet güzel kullanılmış.

Fen of Shadows’a dair beslediğim hayranlığı zaten tarif etmiştim. Temple of the Sun (nakarat bölümü hem rifi hem de vokal performansıyla çok güzel, kapanışa doğru çıkan temiz vokalli bölümü de unutmayalım), black metalin daha saldırgan yönlerini üzerinde taşıyan The Luminous Sky, Funeral Doom şarkısı gibi başlayan ve dokuz dakikaya yakın süresiyle dikkat çeken The Vault (nakarat öncesindeki lead albümün en iyilerinden, nakarat sırasındaki folklorik melodiyi de es geçmeyelim) ve Skeletonwitch’in Avrupalı bir grup olduğuna yemin etmemi sağlayabilecek kapanış şarkısı Sacred Soil albümün güzel, önemli şarkıları.

Skeletonwitch Devouring Radiant Light ile oldukça keyifli bir melodik black/death deneyimi vaat ediyor. Dinlerken çok keyif aldım ve benim için kalıcı bir albüm olacağına inancım yüksek. Dolayısıyla yazıda değindiğimiz türleri sevip tabiri caizse biraz da dinlemesi kolay bir albüm arıyorsanız aradığınız cevap burada. Biraz daha sert, daha karanlık ve içine girmek için emek gereken bir müzik istiyorsanız bu albümden de keyif alabilecek olmanızla beraber sizin şifanız burada.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.