Musiki Cemiyeti
Musiki'ye Gönülden Bağlananların İnternet Mecmuası

Soen – Lotus

Soen - Lotus Albüm İncelemesi | Musiki Cemiyeti

Soen – Lotus Albüm İncelemesi | Biz ki “İskandinavya’dan babam çıksa dinlerim” sözünü şiar edindik. 1.000.000 ölçekli beşeri haritalarda İsveç’e, Finlandiya’ya, Norveç’e yüz sürdük. Yeri isimlerimizi ağaçlara æ ile kazıdık. Gün geldi Eyjafjallajöküll demeye çalışırken dilimiz, yazmaya çalışırken parmaklarımız dolandı. Ama gülen hep biz olduk, kazanan hep biz olduk…

Yine o kutlu günlerden geçiyoruz. Kulağımızda kulaklığımız, kulaklıklığımızda ise Soen’n Lotus albümü var. Peşinen söyleyeyim “Soen bitmiş abi yææææææ (ince İskandinavca göndemeyi kes)” denebilecek albüm değil. Zaten genel olarak böyle şeyler denmesine karşıyım. Grupların alışılageldikleri şeylerin dışında farklı arayışlara girmelerini hep olumlu karşılamışımdır. Mesela başıma bir şey gelmeyecekse Metallica-Load albümü bence –genel kanının aksine- oldukça başarılı bir albümdür. Neyse konunun dışına fazla çıkmayalım.

Soen’i ilk tanıdığımız zamanlar Tool’u çok ama çok özlediğimiz zamanlardı. Vokalist Joel Ekelöf hem kel tipiyle olsun hem de ses rengi -kısmen de olsa- olarak olsun Maynard James Keenan’ı (seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım arslanım) andırıyordu. Sound olarak da Çin malı Tool gibiydiler. Tool’un yokluğunda Soen’e sıkı sıkı sarılmıştık. Ama grup kaydettiği aşamayla boşluk doldurmaktan fazlasını yaptı. Gönlümüzde çok sağlam bir yere oturdu.

Lotus albümü sound olarak klavyelerin, clean tonlu gitarların artık daha fazla yer bulduğu bir albüm. Kimi internet mecralarında “Pink Floydish” tanımlamalara maruz kalan bir albüm. Klavye dilinden bunun bir burun kıvırma mı yoksa bir övgü mü olduğunu anlamak zor. Kısmen katılabildiğim bu tanım ise nazarımda bir övgü. Soen bu tanıma mazhar olacak bu katedişle Toolish kimliğinden bir nebze uzaklaşmış görünüyor. Daha melodik. Daha genele hitap ediyorlar ki etsinler. Fazlasıyla hakediyorlar.

Albümün en zayıf halkası gibi başlayıp “popçik şarkı geliyor” hissi uyandıran ama sonrasında lezizleşen şarkısı Covenant. Latin ateşi Martin kardeşimiz şarkının ilerleyen bölümlerinde çaldığı twin pedallarını “alın size popçik şarkı” dercesine yüzümüze yüzümüze buruyor.

Aynı şeyleri hemen ardından gelen Penance için söylemek mümkün. Vasatmış gibi başlayıp o da lezizleşiyor. Ama Covenant bir tık önde bir şarkı.

Lotus yayınlanmadan evvel çıkan ilk şarkı Rival. Tam bir ilk yayınlanma şarkısı gibi. Gümbür gümbür akıyor mübarek.

Opponent adeta “bak güzel bir albümü dinlemeye başladın haberin olsun” şarkısı. Hemen ardından gelen Lascivious ile birlikteymiş, kombiniymiş gibi bir şarkı. Güzel bir pantolonun üstüne oturan tişört gibi ikili sanki.

Martyrs albümün en gök gürültüsü gibi şarkısı. Sert ve dik. Oldukça başarılı bir eser olmuş.

River adeta ismiyle müsemma bir şarkı. Gökyüzünün berrak olduğu yıldızlı bir gecede, Nil Nehri üzerinde hafif bir çöl rüzgarının yelkenleri doldurduğu bir tekne üzerinde yağ gibi akıyormuşcasına hissettiriyor.

Kanımca albümün en iyi 2.şarkısı ise Lunacy. Bir albümün final şarkısı nasıl olması gerekiyorsa tam da öyle bir şarkı. Albümden daha önce çıkarak kulaklarımıza aşina olan ve albüm çıktıktan sonra favori olan şarkılardan sonra adeta bir güneş gibi doğdu geceye ve hemen ilk sıralara yerleşti. Sürekli dinliyoruz efenim durduramıyoruz.

Ve geldik albümle aynı adı taşıyan ve albümün en iyi şarkısı Lotus’a. Soen de benimle aynı fikirde olacak ki Twitter’dan attığım “Şahane şarkı olmuş lan afferim!” menşınımı like’layarak adeta beni onayladılar. Pink Floydish ise Pink Floydish kardeşim ne var! Mis gibi şarkı işte. Dinleyin ve tadını çıkartın.

Genel olarak albümde eksikliği hissettiğim 2 şey var. Birincisi şöyle cayır cayır kulak yakan sololar. Klişe bir eksiklik mi evet klişe bir istek. Belki bir Soen tavrıdır. Haklıdırlar. Ama mesela en azından Lotus’daki o solo biraz daha uzasa fena olmaz mıydı? İkincisi ise şarkıların finalleri. Nedense bir kekremsilik bıraktı dilimde. Gerçi çok da şeyapmamak lazım. Ama ne bileyim, öyle işte. Sözler klasik Soen çizgisinde. Şarkı isimleri tüm diskografisindeki bir şarkı haricindeki gibi tek kelimelik isimler.

Açılın sonuç paragrafı geldi. Bu İsveç’in havasında suyunda bir şey var. Bunu bilir bunu söylerim. İmkanı olan yeni doğan veya doğacak çocuğunu İsveç’te bir kilisenin önüne bıraksın. Eğer müzikle uğraşacaksa tam yerinde yetişecek. Bak elin Uruguaylısı bile mis gibi sıcak iklimlerden buralara geliyor ve dünya müzik piyasasında kendisine güzel bir yer buluyor. Hasılı kelam Soen’e bu güzel albüm için teşekkür ediyoruz. Ellerine, ayaklarına, seslerine sağlık diyoruz ve 3 Eylül’ü iple çekiyoruz…

80%
Olmuş bu

Dinlemekten kulaklık kulağıma yapıştı

  • Albüm Notu

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept