Tiamat – The Scarred People

Tiamat - The Scarred People Albüm İncelemesi | Musiki Cemiyeti
70%
Güzel ama...

Kesinlikle kötü bir albüm olmamakla beraber Tiamat'tan almak istediğimizi bize kısmen verebiliyor

  • Albüm Notu

Tiamat The Scarred People İncelemesi | Johan Edlund’un ve Tiamat’ın yokluğunu bugünlerde daha çok hissediyorum. Topluluğu takip eden biliyordur, 2014’de sayın Edlund’un babası vefat edince sanatçı (içine düştüğü ruh haliyle) gruptan ayrılmaya karar verdi. O günlerde grubun tüm haklarını isterlerse diğer grup üyelerine bırakabileceğini söyledi. 

Grup elbette beyni ve kalbi olmadan devam etmedi. Ama bir süre sonra (belki de Johan Edlund depresyondan çıktıktan sonra) Tiamat yeniden canlandı. Şu günlerde topluluk bir çok festivalde Wildhoney ve Clouds albümlerine özel konserleri veriyor, üzerindeki ölü toprağını atmaya çalışıyor. Fakat Johan Edlund hala çok kötü gözüküyor (ve bu durum beni cidden çok üzüyor). 

Sayın Edlund’un hali yüzünden Tiamat geri döndü ve çok yakında yeni albüm gelecektir gibi düşüncelere kapılamıyorum. Bas gitarist sayın Anders Iwers’ı Dark Tranquillity’e kaptırmış olması da cabası (aslında Metal Archives’a göre hala grup üyesi, son konserlerde sahne almama sebebi DT’nin konser planları olabilir). Dolayısıyla Tiamat’ın geleceğini pek aydınlık görmüyor, sayın Edlund’un bu uzun sessizlikten sonra eğer bir albüm yapacaksa nasıl bir albüm olacağını feci şekilde merak ediyorum. 

Ve bu düşüncelerle boğuşurken kendimi topluluğun 2012 yılında yayınladığı ve şimdilik son albümü olan The Scarred People’a geri dönerken buluyorum. 

The Scarred People’ı ilk dinlediğim zamanlarda tüm albüm içinde sadece 2 tane tekrar dinlemek istediğim şarkı yakalayabilmiş, albümün geri kalanını ne iyi ne de kötü bulmuştum. Albüme adını veren The Scarred People gerçeken çok güzel bir gothic metal/rock şarkısı ve hala dinlerken duruşumu değiştirebiliyor. Kendi adıma Tiamat’tan (eğer ikinci bir Skeleton Skeletron ya da Judas Christ çıkartmayacaksa) beklediğim tarz tam olarak da bu. Gösterişli, melankolik, karanlık fakat bunların yanı sıra enerjik, ritmik ve dinleyicide dans etmeye yönelik bir takım dürtüler yaratan. Bence albümün diğer hit’i de Lana De Rey cover’ı olan Born To Die (muhteşem bir cover, emeği geçen herkesi tekrar tebrik ediyorum). 

Albümde (özellikle albümü ilk dinlediğim zamanlarda beni zorlayan) bir ikililik söz konusu. Tiamat’ın kendine münazır dinamik yönü ile gene kendine münazır masalsı, saykodelik yönü hemen hemen her şarkıda bir aradalar. Çoğu şarkıda bizi nakarata hazırlayan pasajlar grubun dinamik yönünden beslenirken şarkıların nakarat bölümünde bu dinamiğin kendini çok daha durağan bir akışa bıraktığına şahit oluyoruz. Özellikle vokal melodilerinde. Winter Dawn ve Love Terrorist sırf bu yönleriyle kursağımda kalan şarkılar.

The Scarred People diğer taraftan neredeyse Clouds’dan beri topluluğun karakterini oluşturan birçok bileşenden bir şeyler barındırıyor bünyesinde. Oryantal tınılar, duygusal sololar, saykodelik pasajlar ve 384’deki gözümüze gözümüze sokulan Whatever That Hurts selamı. Düşününce bir grubun kariyerinin tüm bileşenleri üzerine inşa etmiş bir albüm çıkarması aslında hiç de fena bir fikir değil.

Şunu hemen itiraf, beni albümden soğutan şeylere rağmen The Scarred People’ı zamanla sevdim. En sevdiğim Tiamat albümü kesinlikle diyemem ama bir şekilde ısınmayı başardım. The Scarred People’ın içinde tüm Tiamat albümlerinden bir şeyler bulmak zamanla daha da çok hoşuma gitmeye başladı. Bahsettiğim ikililikten göreceli olarak daha uzak duran şarkılarsa ilk dinlediğim sırada aklımda ve gönlümde yer edinmişti. The Scarred People, Radiant Star, bonus şarkı Paradise (burada vokalleri sayın Edlund yapmıyor), Thunder & Lightning gibi şarkılar (bir de kısmen The Sun Also Rises).

Diğer şarkılar bile bir süre sonra beni içine almayı başardı. Ama büyük bir amayla. Tiamat bir ballad yapmadığında nakaratlarında dinamik olmaya, yüksek olmaya ihtiyaç duyan bir grup. Bu albümün en büyük sıkıntısı burada, nakaratlar yüreğimizi hoplatmıyor, kalbimizi kırmıyor ya da tansiyonumuzu yükseltmiyor. Belki şarkılardaki dinamik olan yerler ile düşük olan yerler yer değiştirse nakarat problemi çözülürdü…

Basitçe özetlemek gerekirse The Scarred People’ı Wildhoney’nin B tarafındaki şarkıları daha çok seven Tiamat hayranlarının daha çabuk benimseyeceğine inanıyorum. Benim gibi Skeleton Skeletron ve Judas Christ albümlerine daha çok hayranlık duyan bir Tiamat hayranıysanız tam olarak aradığınızı bulamayacaksınız fakat bu albümden keyif alamayacağınız anlamına gelmiyor. Zamanla albümü sevmeye başlayacaksınız.

Tiamat - The Scarred People Albüm İncelemesi | Musiki Cemiyeti
Tiamat – The Scarred People Albüm İncelemesi | Musiki Cemiyeti

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.