Alghazanth – Wreath Of Thevetat (2008)

0

Tanıdık Müzik & Şaşırtıcı Haz

Bazı yaşlarda dinlediğiniz müzik, ileride müziğin dünyanızda nasıl bir yer teşkil edeceği ile çok ciddi bir ilişkisi var. Eminim bundan 8 yıl önce ilk ekstrem metal grubu Immortal yerine Deicide olsaydı şu anki müzikal eğilimlerim çok daha farklı olurdu. O günlerde Immortal ve Marduk sert ama sert oluşundan ziyade aykırı tavırları ile dinlemekten keyif aldığımı dahi fark etmeden, belki de sadece kendimi o müzikle ifade ediyor olmaktan hoşlandığım için dinlediğim gruplardı. Black metalciyim diyebiliyordum o gruplar sayesinde ve artık büyüyordum, bilgisayar oyunları, kızlar ve dershaneden daha önemli bir şey vardı benim hayatımda, şimdilik sadece bir tavır.

Tabi işin bir de estetik boyutu vardı. Dediğim gibi Marduk ve Immortal o günlerde müziklerini çok da algılayarak (ve anlayarak) dinleyebildiğim gruplar değillerdi. Fakat artık black metalciydim ve kaset almaya gittiğim zaman Dj Clup’a (Eskişehirde metal albümü satan tek mekandı o günlerde) Hakan abiye ya da Oğuz’a black metal albümü ne var diye sorardım. Bu sorumun cevabı bir seferinde Dimmu Borgir olmuştu. O zamanlar Dimmu şimdiki gibi değildi. Klavyeler üzerine kurulu, yer yer oldukça melankolik olabilen ama her zaman (belki de müziğin temel unsurlarından bir tanesi klavye olduğu içindir) şık duran (zarif) bir black metaldi söz konusu olan. O günlerde müzik dinlemek demek, her farklı albüm ile farklı bir rüya görmek gibiydi. Marduk ve Immortal ile tek renk rüyalar görürken, Dimmu ile çok renkli, büyülü ve sürükleyici rüyalar görüyor gibiydim. Bazen o günlerdeki ruh halimi gerçekten çok özlüyorum.

Özlediğim bir şey daha varsa o da o günlerden sonra izine pek rastlamadığım bir black metal türü. Melodik black metalden bahsediyorum. Lakin klavyelerin ön planda olduğu fakat herşeyi klavyelerin yapmadığı, grupta iki gitarın olmasının bir amaca yönelik olduğu, melodik ve zarif olduğu kadar sert olmaktan da çekinmeyen ve herşeyden önce cılız olmayan bir melodik black metal. Elbette betimimdeki niteliklere sahip bir sürü grup vardır ve hepsi bir yerlerde övülmeyi bekliyorlardır (ki zaten övdüğümüz hatta övmekten ziyade hayran kaldığımız örnekleri sitemizde de bulabilirsiniz) fakat black metal de yeni ilahlar keşfetme eğilimimi kaybedeli uzun zaman oldu.

Alghazanth’da bir keşif değil benim için. Şu an karşınızda beşinci uzun soluklu albümü Wreath of Thevetat ile duran Alghazanth güzide sitemize ilk albümleri Thy Aoens Envenomed Sanity ile daha önceden konuk olmuştu. O zamanda Finlandiyalı topluluğun konukluğundan ne kadar memnun kaldığımızı söylemiştik. Bu seferde benzer hazları yaşıyor oluşumuz ne kadar da talihli bir durum.

Efsaneye göre Thevetat kayıp şehir Atlantis’in ilim insanlarını şeytani büyücülere dönüştüren ejderha kralın adıymış.

Albümün davul kayıtları Finlandiya’daki Tico Tico’da yapılırken diğer tüm çalgılar grup elemanları tarafından anladığım kadarı ile evlerinde kaydedilmiş. Albümün mühendisliğini ise Sami Kolvisto yapmış. Wreath of Thevetat’ın sesinde göze çarpan hiç bir sorun yok. Seçilen tonlar nedeniyle bu tarz müzikte çok net bas gitar duyamayız çoğu zaman, bu problem Wreath of Thevetat içinde geçerli fakat bu göz ardı edilebilecek bir sorun sanırım. Bunun dışında davul tonlarını çok sevdiğimi söylemek zorundayım. Özellikle şarkıların orta tempoda gittiği yerlerdeki cros tonları yürek hoplatan cinsten.

Makalenin üst satırlarında da ima etmeye çalıştığım gibi Alghazanth işini iyi yapan bir topluluk. Artık çoğu zaman şaka malzemesi olarak kullanılan bir kavram olan atmosferi müziklerinin ana unsuru olarak kullanan ve bunu gayet de iyi yapan Fin topluluk bundan yıllar önce klavyeli melodik black metal denilen şeyle ilk karşılaştığımda hissettiğime benzer hisleri yaşamamı sağlayan, güçlü, saldırgan (yırtıcı) fakat estetik ve zarif bir müzik icra ediyor.

Şunu gönül rahatlığı ile kabul edebilirim, Alghazanth müziği ile bir süre black metal dinlemiş hiç kimseyi şaşırtabilecek bir grup değil. Fakat kariyerin beşinci albümünü çıkaran grubun tüm albümlerini göz önünde bulundurunca, ilk albümden son albüme muazzam bir özeni hem kayıtlarda hem de bestelerde gözlemleyince bu adamların şimdiye kadar deneyselleşmemesine seviniyorum. Sonuçta Alghazanth çok zor bir şey yapıyor, şuan kendilerinin gayet iyi icra ettikleri türü icat eden gruplar ya evrimleştiler ya da yozlaştılar. Geriye ise klavye melodileri ile saçma imajları arkasına saklanan bir birinden ucuz bir sürü grup kaldı, tür ise neredeyse öldü. Tam buralarda bir yerde “Alghazanth ise ölmek üzere olan bu türü neredeyse tekrar diriltebilecek kadar iyi bir albüme imza attı” gibilerinden bir cümle kursam çok yerinde olur, lakin bu mesajı zaten daha önce vermiştim.

Toparlamak gerekirse, yer yer şarkı listemde Amanethes’in önüne geçebilen bu albümü dinlerken en çok hissettiğim şey, ilk sahnesinden son sahnesine kadar herşeyi ile tanıdık sinema taktikleri ile ilerleyen, sizi şaşırtmayacağını en başından açık açık dile getiren ama buna rağmen seyrinizin her anından keyif aldığınız bir film izlemekte olduğumdu. Wreath of Thevetat kesinlikle dinlenmeye değer bir black metal albümü ve Alghazanth çok iyi bir black metal grubu. Türe gönül verenler gruba ve albüme kayıtsız kalmamalılar.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.