Marduk – Viktoria

0
80%
Çok iyi

Yeni bir Marduk şaheseri olmak üzereyken son anda dönmüş. Gene de bu yılın en iyi albümlerinden.

  • Albüm Notu
  • Design

İsveçli black metal panzeri Marduk’un tür için ne kadar özel bir grup olduğunu anlatmama gerek var mı? Kan ve göz yaşıyla yazılmış 28 yıllık bir geçmiş ve her biri birbirinden değerli 13 albümlük bir kariyer. Yabancı metal basınının hangi black metal gruplarını bu yılın “trendi” olarak gösterdiğini boşverin, Marduk ismi black metal dünyasında kör bıçakla tenimize kazınmışçasına kalıcı ve gerçek. Viktoria ise hiçbir şey değilse Panzer’in black metal dünyasındaki yerini bize 14. Kez hatırlatan yeni cephedir.

Tema olarak bir önceki Marduk albümü Frontschwein devamı niteliğinde Viktoria. Frontschwein bizi 2.dünya savaşında ön cephelere taşıyan bir albümdü. Viktoria ise savaşın son zamanlarında, geri çekilmekte, kazandığı toprakları kaybetmekte olan -hadi konuyu biraz yumuşatmaya çalışalım- ülkelerden birinin hikayesini anlatıyor (olmadı değil mi :P). Marduk’u tanıyorsanız 2. Dünya savaşı hikayelerini, özellikle Almanya perspektifinden anlatmayı sevdiğini bilirsiniz. Eminim topluluğun bu huyu yüzünden Antifa’nın hedefi olduğunu ve bazı konserlerini iptal etmek zorunda kaldığını da duymuşsunuzdur. Viktoria’da bu konuları çok deşmek niyetinde değilim (ayrı bir makalede muhakkak). Fakat grubun beyni, gitarist Morgan’ın her röportajında dediği gibi şarkı sözü ve şarkı arasındaki ilişki kutsaldır ve birini anlamadan diğerini anlamak kolay değildir. Sonuç olarak Viktoria kaybedilen bir savaşın, son direnişlerini anlatan bir geri çekilme hikayesi.

Bu yüzden de Frontschwein’e nazaran daha umutsuz, gösterişten uzak bir havası var Viktoria’nın. Umutsuz kelimesini seçerken özellikle dikkat ettim. Çünkü Plague Angel dönemi gibi ihtişamlı bir karanlık, donuk bir melankoliyle karşı karşıya değiliz. Bu albüm gayet kaybetmenin çaresizliği ve bu çaresizliği cesurca (ya da cinnet haliyle) kabul etmek üzerine kurulmuş bir albüm. Elbette bu albümü göz yaşları içinde, efkarla dinlemeyeceksiniz. Çaresizlik ve yenilgiyi namlusuna sürdüğü son mermi eşliğinde yaşan bir fanatiğin hikayesi bu.

Viktoria topluluğun Frontschwein ile yaptığı iyi şeylerin bir çoğunu kendini tekrar etmeden devam ettirmeyi başarıyor. Özellikle orta-yüksek tempo şarkılarda buna şahit olmak o kadar keyifli ki. Albümün açılışı Werwolf’u punk etkili, groove black metal yapan bir birinden sıkıcı Norveçli black metal gruplarına ders olarak okutulması gerektiğine inanıyorum (özellikle de kısa süresini). June 44 ve Equestrian Bloodlust, Narva ve The Last Fallen öve öve bitiremediğim melodik Morgan rifleriyle bezeli, albümün doruk noktalarını içinde barındıran şarkılar. June 44’de Mortuus’un Morgan’ın riflerine screem vokallerle eşlik edişi, Equestrian Bloodlust’un (güzeller güzeli) açılış rifinin ikinci tekrarındaki davulun çoşması, Narva’nın “Keep Hammering” pasajları ya da The Last Fallen’ın tam 2. Dakikasında başlayan rafine black metal rifi ve davulları bahsi geçen doruk noktalarının sadece bir kısmı. Sadece Werwolf’la beraber bu beş şarkı bile benim için albümden beklediğimi bulmamı sağladı.

Diğer şarkılara gelirsek… Evet itiraf etmek zor ama albümün sıkıcılaşmaya başlayan kısmı burada başlıyor. Problemin genelini tarif etmek gerekirse Marduk düşük tempo şarkılarında yaratmak istediği etkiyi yaratmakta zorlanıyor. Şunu anlayabiliyorum, teması ikinci dünya savaşı olan bir albümde ortodoks karanlığı yerine pas ve toz kokan bir ses yakalamayı hedeflemişler. Ama istenen sonuca ulaşamamışlar :(. Bunun en bariz olduğu an ise sanırım Viktoria’nın ortasındaki düşük tempo bölüm. Bas gitarı bu şekilde öne çıkarmaları çok sevmekle beraber, bu pasajın şarkının içindeki ayrıksı duruşunun şarkının anlam bütününe zarar verdiğini düşünüyorum. Topluluğun 501 ile başlayan 502 ile doruğa çıkan Panzer sevdasına Tiger I ile yapılan veda da benzer bir durumun kurbanı oluyor. Hali hazırda 502’den uyarlanmış bir rif üzerinden ilerleyen şarkı Mortuus’un muazzam vokal performansına rağmen o rifin içinde sıkışmaktan kurtulamıyor. Bana ciddi anlamda bir Burzum şarkısını hatırlatan The Devil’s Song albümün kötü olmayan ama bir şekilde de aklımda kalmayı başaramayan şarkısı. Silent Night ise bahsi geçen sıkıcılığın bir diğer örneği.

Yine de bahsi geçen bu şarkılara ve bu şarkılardaki beğenmediğim şeylere rağmen Viktoria çıktığından beri neredeyse başka hiçbir şey dinlemiyorum (üzgünüm Mortuus, Funeral Mist’i unuttum bile) ve Viktoria gerçekten muhteşem bir albüm. Bana göre baş yapıt seviyesinde olan Marduk albümlerinden bir tanesi değil (Panzer Division, Plague Angel ve Frontschwein) fakat kesinlikle bu yılın en iyi black metal albümlerinden bir tanesi.

#marduk #backstage #somewhere Photo by: Kuba

Official Marduk (@mardukofficial)’in paylaştığı bir gönderi ()

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.